Kur Bilgileri

Son Haberler

Sanayi üretimi Haziran ayında beklentiler doğrultusunda yüzde 10.2 artış gösterdi.

TÜİK açıklaması:

2010 yılı Haziran ayında 2005=100 temel yıllı sanayi üretim endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre %10,2 artmıştır.Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2010 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre; madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi %6,1, imalat sanayi sektörü endeksi %10,6, elektrik, gaz ve su sektörü endeksi %8,2 artmıştır.

Takvim etkisinden arındırılmış endeks 2010 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %10,4 artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi bir önceki aya göre % 2,1 azalış göstermiştir.

İhracat Rakamları

2010 Bugün Toplamı : $ 73.708.590.000
2009 Bugün Toplamı: $ 62.419.985.000
2010 Eylü Toplamı : $ 2.394.850.000
2009 Eylül Toplamı : $ 1.967.964.000

TİM Linkler

  • tim_danismanlik1 

    Dış Ticaret Danışmanlık Merkezi

    Tıklayın...

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Latest Gadgets

    Tim AB Bülten

    Tim AB Bültenleri için
    Tıklayın...

  • Design Turkey

    Web adresi için Tıklayınız...
  • UlkeMasalari

    İGEME Ülke Masaları

    Tıklayın...

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

İhracatçılar AB gündemini yakından takip ediyor PDF Yazdır e-Posta

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi AB Sürecinde İhracatçılar Zirvesi'nde konuştu. Büyükekşi AB’nin ve Türkiye’nin 3. ülkelerle STA anlaşmalarını eş zamanlı olarak yapmalarını sağlayacak mekanizmanın ivedilikle üretilmesi gerektiğini söyledi.

Başkan Büyükekşi şöyle konuştu:

"Sayın bakanlarımıza, yoğun programları içinde bize zaman ayırarak toplantımızı şereflendirdikleri, ve değerli görüşlerini bizlerle paylaşmayı kabul ettikleri için teşekkür ediyorum.

Bu toplantıyı, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin, içinde bulunduğumuz döneme ilişkin bazı tespitlerini, ve geleceğe dönük görüş ve beklentilerini aktarmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyorum.Tüm dünyada ekonomik dengeleri sarsan küresel krizden, doğal olarak Türkiye de nasibini aldı. 

Aralarında AB ülkelerinin de yer aldığı birçok ülkeye oranla bu kritik yılı oldukça az hasarla atlatmayı başardık.102 milyar dolar ihracat ile kritik bir eşiğin üzerinde kaldık. 

En önemli dış ticaret ortağımız olan AB pazarındaki kayıpların, tüm dünyada dış ticaretin gerilemesinden kaynaklandığını, dünya ekonomileri toparlanmaya başladıkça ihracatımızın eski temposunu yakalayacağını biliyoruz.

AB ile çok boyutlu ve sektörel derinliği olan bir dış ticarete sahibiz.Ülkemizdeki yabancı sermaye yatırımlarının önemli bir bölümü de Avrupa kökenli.Bugün yaşanan sıkıntılar, ancak demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin yerleştiği ve toplumsal uzlaşının sağlandığı bir ortamda aşılabilir.Demokrasi ve istikrar, güven, vizyon ve birikim meselesidir.

AB üyelik süreci ise sadece dış ekonomik ve siyasi ilişkilerimizde güvenli sularda yol almamızı değil, demokrasimiz adına tüm bu unsurları güvence altına almamızı ve iç siyasette istikrara kavuşmamızı sağlayacak çok önemli bir çıpadır.

Ancak ne yazık ki son birkaç yıldır AB üyeliği hedefi gerek siyasi, gerek toplumsal düzeyde gündemin öncelikli maddeleri arasından çıktı.Bazı AB ülkelerinin üyeliğimize karşı tutumlarının da bunda büyük payı var.Biz TİM olarak, bugün AB sürecinde karşılaştığımız engelleri zaman içinde mutlaka aşacağımıza inanıyoruz.

Bugün, bazı üye ülkelerin vizyonu sınırlı liderleri, aksini istiyor diye hedefimizden uzaklaşacak değiliz.Biz kendi işimize bakmak ve sürecin, kontrolümüz altında olan tarafına odaklanmak zorundayız.Yeter ki biz motivasyonumuzu kaybetmeyelim ve rotamızdan çıkmayalım.

Zira bu süreç, “biz elimizden geleni yaptık ama olmuyor” diyerek bir kenara bırakılamayacak kadar önemli.

Küresel gerçekleri bilen, dünyanın her bölgesine ihracat yapan ve bunun gerektirdiği vizyonu taşıyan ihracatçılar olarak, Türkiye’nin ve AB’nin bölgesel ve küresel çıkarlarının örtüştüğünü, her iki tarafın da birbirine ihtiyacı olduğunu biliyoruz.

Bizler, özel sektör olarak AB’ye uyum sürecinin getirdiği külfetlerin ve değişimin yarattığı etkilerin birebir muhatabıyız.Buna rağmen, bu trenin yürümesini, hatta hızlanmasını istiyoruz.Hükümetimizin, 2014 yılına kadar AB müktesebatına tam uyumu hedefleyen yeni AB stratejisini memnuniyetle karşılıyoruz.Ancak bunun kağıt üzerinde kalmamasını, atılacak somut adımlarla hızla uygulamaya yansımasını bekliyoruz.

Bu noktada, bir konunun altını önemle çizme gereği duyuyorum.Uyum sürecinin sağlıklı işleyebilmesi için kamu ve özel sektörün mutlak surette etkin bir işbirliği içinde çalışması gerektiğini ısrarla vurguluyoruz.

Sayın Bağış’ın sivil toplum ile diyalog konusuna çok önem verdiğini ve bu konuda yoğun çaba harcadığını biliyoruz.Ancak bugüne kadar, farklı kesimlerden yüzlerce sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilen toplantıların, artık konu temelli ve STK’ların faaliyet alanlarına göre düzenlenen platformlara dönüşmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Örneğin, özel sektörün ve yerel yönetimlerin katılımıyla “çevre” faslına ilişkin bir toplantının bir an önce yapılmasını, aynı şekilde, önümüzdeki dönemde müzakereye açılması öngörülen “gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı” faslına ilişkin bir toplantının ivedilikle gündeme alınması gerektiği görüşündeyiz.

Müzakere sürecindeki zorlukları ancak, bilgi paylaşımını ve katılımcılığı artırarak aşabiliriz.Bizler, iş dünyası olarak bu sürecin gerektirdiği disiplin ve kararlılığa sahibiz.Gümrük Birliği sayesinde, AB ile entegrasyonun ne demek olduğunu kavradık ve gereklerini yılmadan yerine getirdik.

Getirmeyi  de sürdürüyoruz.Çünkü, biliyoruz ki AB üyelik süreci, uzun soluklu ve her adımı fırsatlarla dolu bir süreç.Gümrük Birliği ertesinde yakaladığımız ekonomik potansiyel bunun en önemli örneklerinden biri.  Ancak bu demek değil ki Gümrük Birliği kapsamında herşey olması gerektiği gibi gidiyor.

Israrla dile getirdiğimiz ancak bir türlü çözüm üretilemeyen haksız uygulamalar elbette var.Bunların başında da Serbest Ticaret Anlaşmaları sorunu geliyor. GB kararının müzakere edildiği dönemdeki koşullar, bugünkü koşullardan çok farklı.O dönemde, tam üyeliğin orta vadede gerçekleşeceği öngörüsü ile imzalanan karar, üyeliğin çok daha uzun bir vadeye yayılması nedeniyle giderek Türkiye aleyhine bir asimetri yaratıyor.

Bir başka ifade ile, Gümrük Birliği kararında yer alan “Türkiye, ilgili ülkelerle karşılıklı yarar temeline dayanan anlaşmaları müzakere eder” ifadesi, bugün fiiliyatta, “Türkiye, AB ve üçüncü ülkeler yararına anlaşmaları müzakere eder”  haline dönüşmüştür.

Yaptığımız analizler, bugüne kadar imzalanan STA’lardaki gecikmeler nedeniyle sadece 3. ülkelere yönelik ihracatımızda 4,5 milyar dolar seviyesinde bir zarara uğradığımızı gösteriyor.AB pazarında ve iç pazarda uğradığımız kayıp ise, bu rakama dahil değil.Bu ülkeler, AB pazarında bizim ciddi rakiplerimiz de değil.

Oysa AB’nin kısa bir süre önce STA imzaladığı Güney Kore ve halen müzakere aşamasında olduğu Hindistan’ın, STA’lar aracılığı ile elde edecekleri imtiyazlar, başta tekstil, hazır giyim, deri, taşıt araçları, demir çelik, elektronik gibi sektörler olmak üzere Türk sanayicisinin gerek iç piyasadaki gerek AB pazarındaki rekabet gücünü ciddi şekilde etkileyecek.

Bu sektörlerin, Türkiye’nin üretiminde, istihdamında ve AB’ye ihracatındaki payı dikkate alındığında, ortaya kaygı verici bir tablo çıkıyor.Bunlar, rakamsal verilerle ortaya koyulabilen gerçekler.İşin bir de rakamlarla ölçülemeyen yanı var.

Türkiye, AB ile katılım müzakereleri yürüten bir aday ülke olarak, çevre, rekabet, sosyal politika gibi bir çok alanda AB mevzuatına uyum sağlamaktadır.Örneğin AB’nin rekabet politikasına uyum, devlet yardımları konusunda Türkiye’ye; Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkelere kıyasla çok daha dar bir hareket alanı bırakmaktadır.

Çevre, çalışma şartları gibi konularda da çok daha esnek hareket ederek maliyetlerini düşüren bu ülkeler, Türkiye karşısında rekabet avantajlarını artırmaktadır.Ayrıca yine Gümrük Birliği taahhütlerimiz çerçevesinde, AB’nin tercihli anlaşma yapmadığı ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalamamız da mümkün değildir.

Bu durum da, Türkiye’nin pazar hedeflerini sınırlamaktadır.Türk sanayicisi ve ihracatçısı açısından pazar kaybından, haksız rekabete kadar önemli sorunlar doğuran ve ülke ekonomisi açısından giderek ciddi bir dezavantaj yaratan bu durumun ivedilikle çözülmesi gerekmektedir. 

Burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum.Biz, TİM olarak sürecin başından itibaren Gümrük Birliği’ni destekledik.Bu desteğimiz bugün de devam ediyor.Bizim amacımız, GB’den vazgeçilmesi değil.GB kararı müzakere edilirken öngörülemeyen, ancak zaman içinde sanayicimiz açısından ciddi sıkıntılar yaratan sorunlara acil çözüm üretilmesi.Bunun yolu da, AB’nin ve Türkiye’nin 3. ülkelerle STA anlaşmalarını eş zamanlı olarak yapmalarını sağlayacak mekanizmanın ivedilikle üretilmesidir. 

Bir başka önemli konu ise, vize sorunu.

AB’nin, henüz adaylık statüsü dahi tanımadığı bazı Balkan ülkelerine vize uygulamasını kaldırırken, 1963’yılından beri ortaklık anlaşmasına, 1996’dan bu yana gümrük birliği ilişkisine sahip olan ve 2005’den beri üyelik müzakereleri yürüten Türkiye’ye bu uygulamayı sürdürmesi ciddi bir haksızlıktır.

Aynı şekilde, Türkiye’ye uygulanan nakliye kotaları nedeniyle, taşımacılıkta yaşadığımız gecikmeler ve maliyet artışları, getirilen tarife dışı engeller de ticaret hacmimizi son derece olumsuz etkiliyor.

AB ülkelerine ihracatımızı karşılamaktan çok uzak olan kota uygulaması, Türk sanayicisi, nakliyecisi ve ihracatçısı olarak hep birlikte ödediğimiz yaklaşık 5 milyar $’lık bir fatura çıkarıyor.

Bu konuda söyleyecek daha çok sözümüz var. Ancak zamanı iyi kullanabilmek adına, sektörel ayırımlara girmeden ihracatçılarımızın tümünü ilgilendiren bir kaç hususa değinmekle yetiniyorum.

Bu konuda, ihracatçı birliklerimizin bize ilettiği sorunlar ve çözüm önerilerinden oluşan bir dosyayı, bugün Sayın Bakanlarımıza sunacağız. Her platformda dile getirmekten yorulduğumuz bu sorunların artık çözülmesini bekliyoruz.

Konuşmamın başında da belirttiğim gibi, biz TİM olarak AB sürecinin her boyutuna aktif olarak katılmaya ve hükümetimizin bu alandaki çabalarına destek olmaya hazırız.

50.000 ihracatçı firmayı temsil eden bir kurum olarak, teknik konularda olduğu kadar, iç ve dış iletişim konusunda da küçümsenmeyecek bir katkı üretebileceğimize inanıyoruz. 

Başta sayın bakanlarımız olmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanından gelerek toplantımıza katılan tüm ihracatçı birliklerimizin başkanlarına, yöneticilerine ve değerli medya mensuplarına teşekkür ediyor, bu toplantımızın, önümüzdeki süreçte sayın bakanlarımızla ihracatçılarımızı bir araya getirecek düzenli bir görüş alışverişi platformunun ilk adımı olacağını umuyorum."