Kur Bilgileri

Son Haberler

Pakistan'a yardım edebilmek için TİM, Kızılay işbirliğinde bir yardım kampanyası düzenliyor.

Kampanyaya yardımlarınız için hesap numaraları:

Ziraat Bankası Kızılay Şubesi Hesap No: 2868-5053 TL
TR 89 0001 0006 8500 0028 6850 53

İş Bankası Mithatpaşa Şubesi Hesap No: 938075 TL
TR 65 0006 4000 0014 2280 9380 75

Kampanyaya cep telefonu vasıtasıyla da katılım sağlanıyor. Tüm operatörlerden TİMPAK yazarak 2868’e gönderilecek her bir mesaj, bölgeye 5 liralık yardım anlamına geliyor.

İhracat Rakamları

2010 Bugün Toplamı : $ 73.708.590.000
2009 Bugün Toplamı: $ 62.419.985.000
2010 Eylü Toplamı : $ 2.394.850.000
2009 Eylül Toplamı : $ 1.967.964.000

TİM Linkler

  • tim_danismanlik1 

    Dış Ticaret Danışmanlık Merkezi

    Tıklayın...

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Latest Gadgets

    Tim AB Bülten

    Tim AB Bültenleri için
    Tıklayın...

  • Design Turkey

    Web adresi için Tıklayınız...
  • UlkeMasalari

    İGEME Ülke Masaları

    Tıklayın...

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

İhracat Şubat ayında yüzde 20 arttı PDF Yazdır e-Posta

Şubat ayı ihracat rakamlarını Ordu'da açıklayan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi Şubat ayında ihracatın 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 20,34 artışla 8 milyar 227 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini söyledi.

Büyükekşi şöyle konuştu:

"Bu gün Ordu’dayız. Geçen yıl burada, 23-24 Ekim tarihleri arasında, yapılan  arama konferansında Ordu’muz açısından önemli sonuçlar çıktı. Biz bu sonuçları çok önemsiyoruz. Çünkü kentin kendine kolektif düzeydeki bakışını ve bilincini gösteriyor.

Konferansın raporuna baktığımız da bazı konuların öne çıktığını görüyoruz. Tarım ve turizm öncelikli alanlar olarak ortaya çıktı. Bu iki alanı destekleyen bir ulaştırma altyapısının oluşturulması gerekli bulundu. Öte yandan konferansa, Ordu’nun tüm önemli liderlerinin katılmasına rağmen, kentin kalkınması konusunda çok sayıda proje olmadığı görüldü ve ilk adım olarak, bu eksikliğe çare aranması konusunda fikir birliğine varıldı. 

15 Temmuz 2009 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı, fındık ile ilgili devrim niteliğindeki bir düzenlemedir. Fındıkta gerçek üreticinin desteklenmesi açısından büyük bir yol alınmıştır. Bu uygulama önümüzdeki yıllarda Türk ekonomisine etkisini sürdürecektir. Fındık ihracatçıları adına, TİM olarak bu düzenlemeyi destekliyoruz. Gelecekle ilgili belirsizliğin ortadan kalkması için, Tarım Bakanlığı’nın bu uygulaması kararlılıkla sürdürülmelidir. 

Bu çerçevede, küreselleşen dünya ile çelişmeyen, yeni stratejiler üreten; geniş ufuklu, derinlikli, yaratıcı, vizyoner, cesur ve atılımcı düşünce yapısının oluşması konusu aciliyet kazandı. Tarım ve turizm kent için en önemli sektörler olarak öne çıkmasına rağmen, bu iki sektörü destekleyip geliştirecek; ulaşım, erişim ve imar konularında bir proje derinliliğine ulaşılmadığı belirlendi.

Bir kent kalkınma ajansının kurulması arama konferansımızın temel saptamalarından birisi oldu.

Değerli konuklar,
Aylık ihracat açıklamamızı ülkemiz tarihinin ilginç dönemlerinden birinde yapıyoruz. Yaşadığımız ve tanığı olduğumuz şeyler, kimsenin “bu benim işim değil” diyerek üzerine fikir yürütmekten imtina edebileceği meseleler değil. Türkiye Cumhuriyeti devleti, her vatandaşını çok yakından ilgilendiren bir değişim geçiriyor. Biz bu koşullarda üç kırmızı çizginin var olduğunu düşünüyoruz.

Kopenhag Kriterleri Çağdaş Demokrasinin Temellerini Belirliyor
Bunlardan birincisi, milletin kayıtsız şartsız egemen olduğu çağdaş, laik bir demokrasiye sahip olmaktır. Bunun kriterleri evrensel düzeyde Kopenhag kriterleri olarak belirlenmiştir. Kimsenin Amerika’yı yeniden keşfetmesine, kendi keyfiyeti ile kriter belirlemesine gerek yoktur. Biz tüm dünyaya bu kriterlere uymak için gereğini yapacağımızı beyan etmiş bir ulusuz.Çağdaş demokrasi, kurum ve kuruluşları ile Demokratik bir devletin nasıl olması gerektiğini belirlemiştir.
Herkes pozisyonunu, hizasını buradan almak durumundadır.Bu noktada; “ama”larla, “fakat”larla, “biz farklıyız”, “bize uymaz”larla varılacak bir yer yoktur.

Yüce Meclis Yeni Bir Anayasanın Yapılacağı Yerdir.İkinci kırmızı çizgi, hukukun üstünlüğüdür. Hukuku değiştirmek yüce meclisin işidir. 12 Eylül anayasasının Kopenhag kriterlerinden bakıldığında demokratik olmayan hükümler taşıdığı, bir olağan üstü dönem ruhu ile yapıldığı bilinen bir gerçektir. Bunu değiştirmek gereklidir.Bu değişimin adresi yine milletimizin iradesinin tecelli ettiği yüce meclisimizdir.

Şunu görmemiz gerekiyor: 12 Eylül düzeninin Türkiye’ye biçtiği elbise dar geliyor. Şimdiye kadar defalarca değişiklikler yapıldı, ama ruhu değişmedi.Demokrasimizi ilerletecek yeni bir anayasa yapma zorunluluğumuz var. Bunun yapılacağı yerde tüm milletimizin temsil edildiği Meclisimizdir.
Ancak Hukuk değişene kadar geçerlidir.Hukukun oluşturduğu adaleti tartışabilirsiniz.Ancak üstünlüğünü tartışamazsınız.Kimseyi hukuktan ari ve üstün ilan edemezsiniz.Hukuk karşısında tüm Türkiye vatandaşları hangi mevkiden, hangi meslekten olursa olsun eşitlerdir.Hepimiz hukuka ve onun üstünlüğüne inanmak ve bunu güç ve iktidar mücadelesinin bir parçası yapmaktan kaçınmalıyız.

Sağduyunun Hâkimiyetine İhtiyaç Var.Üçüncü kırmızı çizgi sağduyunun hâkimiyetidir. Türkiye, her şeyin yeniden  tartışılıp değerlendirilebileceği demokratik bir hukuk devletidir. Herkes her konuda fikir yürütebilir. Ancak fikirleri konuşmak, tartışmayı infiale ve bir gerilim politikasına dönüştürmemek, sağduyuyu hakim kılmak, farklı düşüncelere fikir muamelesi yapmak ve saygı göstermek  hepimizin temel duruşu olmalıdır.

Hem muhalefet, hem iktidar, hem de kurumlarımız bu noktada gereken duyarlılığı göstermelidir. Korkuyu egemen kılmaya, tansiyonu arttırmaya, çözümsüzlüğü ve kamplaşmayı beslemeye yarayan üsluplardan kaçınmalıyız. Bu ülkenin insanlarına inanalım. Demokrasimizin olgunluk düzeyine güvenelim. Kimsenin bizi bölmeye ve geriye götürmeye gücü yetmez.

Değerli konuklar,
İhracatımızda son aylarda ciddi bir toparlanma var.2009'un Ekim ve Kasım aylarında ihracatta yaşadığımız tek haneli büyümeden sonra tekrar çift haneli büyüme rakamlarını yakalıyoruz. Aralık ayında ihracatımız yüzde 32, Ocak ayında yüzde 12,5 arttı. Şubat ayı için de % 20,34’lük yine çift haneli bir rakam yakaladığımızı görmekten dolayı büyük mutluluk duyuyoruz.

Sanayi Sektörleri İhracatında Ciddi Toparlanma Var.Şubat ayında sanayi sektörlerindeki artış % 20,5. Bu yükselişte lider ihracatçı sektörlerimizin gerçekleştirdiği büyük bir atılım var. Lider sektörlerimiz krizden çok hızlı bir şekilde çıkıyorlar. En fazla ihracat gerçekleştiren otomotiv endüstrisi sektörümüzün ihracatı Aralık ayında yüzde 62, Ocak ayında yüzde 43, Şubat ayında ise yüzde 38 arttı.

İkinci lider ihracatçı sektörümüz olan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ihracatı Aralık ayında yüzde 23, Ocak ayında yüzde 2, Şubat ayında ise yüzde 20 arttı.

Diğer sektörlerimizde de benzer yükselişler görüyoruz. Şubat ayında madencilik sektörümüzün ihracatı % 68, fındık ve mamülleri sektörü % 54, demir ve demir dışı metaller sektörünün ihracatı yüzde 50, tekstil sektörünün ihracatı yüzde 29, kimyevi maddeler % 23, elektrik ve elektronik sektörümüzün ihracatı yüzde 26 arttı. 23 sektörün 19'unde ihracat artışı gerçekleşti.

Avrupa Pazarı Geri Geldi
Ülke bazında bakıldığında başta Avrupa pazarı olmak üzere ciddi anlamda ihracatçı artışı yaşadığımız ülkeler göze çarpıyor. 2010'nun ilk 2 ayında Almanya'ya yaptığımız ihracat yüzde 14, İtalya'ya yaptığımız ihracat yüzde 37, Fransa'ya yaptığımız ihracat yüzde 35, İngiltere'ye yaptığımız ihracat yüzde 45, İspanya’ya yaptığımız ihracat yüzde 41, İsveç’e yaptığımız ihracat yüzde 41 arttı.

Şunu rahatlıkla görebiliyoruz. Avrupa pazarımızda çok güzel gelişmeler oluyor. Buralarda yeniden ciddi artışlar kaydetmeye başladık.
Biz en çok ihracat yaptığımız 30 ülkeyi ayrı bir şekilde izliyoruz. İlk 30 pazarımız içinde yer alan tüm Avrupa ülkelerinde artış kaydettik. Nitekim ilk iki ayda Avrupa’nın ihracatımız içindeki payı % 50,6’dan %53,1’e yükseldi.

Avrupa dışında da ciddi artış sağladığımız pazarlarımız var.Singapur’a yaptığımız ihracat yüzde 688, Çin'e yaptığımız ihracat yüzde 141, Türkmenistan'a yaptığımız ihracat yüzde 46 artış gösterdi.

Görüldüğü üzere ihracatımızda ciddi bir toparlanma var. Ancak tekrar yukarı temposunu yakalayan ihracatın miktar ve değer bazında artış hızını koruması için destek ihtiyacı var.

Geçtiğimiz günlerde bir açıklama yapan ABD Başkanı Obama, hedeflerinin ABD ihracatını 5 yılda 2 katına çıkarmak olarak açıkladı. ABD ihracatını arttırmak ve 2 milyon kişilik istihdam yaratmak istiyor. İhracat artışı olmadan cari açığın kapanmayacağını görüyor. Dünyanın en büyük ithalatçısı ABD'nin bile ihracata yöneldiği bir ortamda bizim ihracata daha fazla önem vermemiz gerektiği çok açıktır. Cari açığı düşürmenin, istihdamı artırmanın yolu ihracattan geçiyor. Amerika’da bile desteklenen ihracat, Türkiye’de şimdi desteklenmezse ne zaman desteklenecek?

Tüm kurum ve kuruluşlarımızla ihracata odaklanmak, üretim ve ihracatımızı arttıracak önlemleri almak zorundayız.

Küresel Dalgalanmaya Karşılık Türkiye’nin Riski Düşüyor.Bu günlerde yaşanan dalgalanmaya da değinmekte fayda var.
Türkiye’nin siyasi riski artıyor mu?
Türkiye’nin siyasi riski artmıyor.
Yunanistan’ın, Portekiz’in, İspanyanın iktisadi rasyolarından bakıldığında iktisadı olarak taş gibiyiz. Hükümetimiz bütçe açıklarını ve kamu harcamalarını kontrol altında tutmak için olağan üstü bir hassasiyet gösteriyor.

Kriz boyunca temkinli davrandık. Herkes kendi piyasalarını toparlamak için olmayan paralarını harcarken, biz son derece tutumlu davranıp küçülmeye razı olduk. Birileri har vurup harman savurduktan hemen sonra kendisine bakmadan Türkiye’nin siyasi riski var diyorsa oturup yeniden düşünmelidir.
Dünyada birikmiş bu kadar büyük para nereye gidecek? Ne yapacak? Tabii ki kar bulduğu yere yönelecek. O açıdan Türkiye hala çok büyük olanaklar sunuyor.Bu nedenlerle Türkiye’nin sorunu siyasi riski değil, tam tersine bu küçük dalgalanmalar geçtikten sonra karşı karşıya kalacağı sıcak para akımı tehlikesidir.

Daha öncede söyledik. Sıcak paranın yaratacağı kur hareketlerine karşı önlem almak temel iktisadi meselelerimizden birisi olmalıdır. İhracatta yakaladığımız bu güzel trendin devam etmesi için istikrarlı bir kura ihtiyacımız var. Üzerine basarak söylüyorum: Bizim kur artsın diye bir talebimiz yok. Kur düşmesin, kurun istikrarı sağlansın yeterli.

Şimdi Şubat ayı ihracat rakamlarını açıklamak istiyorum.
Şubat ayında ihracatımız, 2009 yılının aynı ayına göre yüzde 20,34 artışla 8 milyar 227 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu yılın ilk iki ayında yüzde 16,26 artışla 16 milyar 123 milyon dolar oldu. Böylece uzun zamandan beri beklediğimiz yüzde yirminin üzerindeki artış seviyelerini Şubat ayında yakalamış olduk.

Şubat ayında en fazla ihracat yapan sektörlerimiz, 1 milyar 512 milyon dolar ile Otomotiv endüstrisi, 1 milyar 148 milyon dolar ile Hazırgiyim ve Konfeksiyon ve 843 milyon dolar ile Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Sektörlerimiz oldu.

Tarım sektörlerimiz Şubat ayında 1 milyar 120 milyon dolar ihracatla toplam içinde yüzde 13,61 pay alırken, sanayinin payı 6 milyar 904 milyon dolar ihracat ile yüzde 83,92, madencilik ürünlerinin payı ise 203 milyon dolar ihracat ile yüzde 2,47 oldu.

Şubat ayında en fazla ihracat artışını yüzde 67,97 ile madencilik sektörümüz, yüzde 53,58 ile fındık sektörümüz ve yüzde 49,74 ile demirdışı metaller ve mamulleri sektörlerimiz yakaladı. "

Şubat ayı 2010 yılı ihracat rakamları için tıklayınız.

Mart ihracat rakamları Ordu için tıklayınız.