"Turkey Discover The Potential bir marka değildir, tüm dünyaya bir tekliftir"

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Bakanlarım, Değerli Yabancı Misyon Şefleri, Sivil Toplum Örgütlerimizin Değerli Başkanları, Değerli Konuklar ve Değerli Basın Mensupları,

Sözlerime; medeniyetimizin hikayesini dünyaya anlatan, anlatma yolunda hizmet etmiş ve etmekte olan herkesi içten bir saygı sevgi ile selamlayarak başlamak istiyorum. Onlar ki, bugüne kadar gerçekleştirdikleriyle bize ilham ve cesaret kattılar.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Hikayemizi dünyaya anlatma arzumuz hep oldu, hep denedik. Ancak biz bugüne, bugünkü özgüven ve cesaret iklimine, sizin açtığınız yollardan geldik.

Bundan 12 yıl önce, Bu aziz millet demokrasi içinde bir tercih yaparak uzun yıllar boyunca üstünde birikmiş ölü toprağını silkeledi.

Zorlu bir yola çıktı. Hiç bir şey kolay olmadı. Büyük başarılar çabuk gerçekleşmez. Güzel şeyler kolay ve hemen olmaz.

En sağlam ağaçlar, en zor ve yavaş yavaş büyüyenlerdir. Sandıktan çıkan meşru iradenin siyasi istikrara, siyasi istikrarın ekonomik istikrara dönüşmesi için büyük mücadeleler verildi.

Millet, yetki verdiği iradesini her krizde her çalkantıda destekledi, arkasında durdu.

Millet, duyan kulaklara her seferinde şunu fısıldıyor:

"Daha çok hizmet, Daha çok demokrasi, Daha büyük bir ekonomi, Daha müreffeh bir Türkiye istiyorum.”

Bu sese kulak verenler, bu sesi ciddiye alanlar, bu millete hizmet edenler, gecesini gündüzüne katarak çalışanlar, milletten ödülünü aldılar.

Her seferinde kazandılar.Millet, kendisine hizmet edeni, hizmet edeceğine inandığını seçti.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Türkiye'nin halk tarafından seçilmiş İlk Cumhurbaşkanının huzurunda konuşuyor olmaktan, Türk milleti adına, demokrasimiz adına, ihracatçılarımız adına gurur duyuyorum."

Tasarlanması sürecine değerli katkılarınızı esirgemediğiniz, Türkiye'nin yeni ticari sembolünün sunuşunun yapıldığı bu büyük güne, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Konuklar;

Önümüze büyük hedefler koyduk. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat yapacak ve kişi başına 25 bin dolarlık gelir seviyesine ulaşacağız. Dünyanın 10. Büyük ekonomisi olacağız. İnsani kalkınmışlık endeksinde en üst sıralara ulaşacağız. Bu hedefleri gerçekleştirmek için çok çalışmamız gerekiyor. Çok çalışmak da yetmiyor, zira bugün dünyadaki rakiplerimiz de çok çalışıyorlar.

Bir yandan çok çalışırken öte yandan doğru hamleleri zamanında yapmamız gerekiyor.

Bugün sizin huzurunuzda, sizin himayenizde, doğru bir hamlenin başlangıcını yapıyoruz. Bu hamleye çok ihtiyacımız var. Bugün, bir dağınıklıktan, bir karmaşadan kurtuluyoruz. Bugün, tüm paydaşları ile, Türkiye kendisini dünyaya tanıtmak noktasında yeni bir değer kazanıyor.

Bugün, bir kez daha, hikayemizi dünyaya anlatmak için yeni bir atağa odaklanıyoruz. Bugün Türkiye, ihraç mallarında ve tanıtım materyallerinde kullanacağı, ortak kimlik işareti, alameti farikasını lanse ediyor.

TURKEY

Discover the Potential

Bu bir marka değildir.

Marka olan Türkiye'nin kendisidir.

TURKEY

Discover the Potential

Bir tekliftir.

TURKEY

Discover the Potential'la tüm dünyaya bir teklif yapıyoruz.

Gel, bu potansiyeli keşfet.

Keşfet ve kendine değer kat.

Keşfet ve kendini tamamla.

Keşfet ki kendini keş fet miş ol.

Keşfet ve zenginleş.

Keşfet ki hepimiz kazanalım

Keşfet ki insan medeniyeti zenginleşsin.

Keşfet ki hep birlikte mutlu olalım.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Bu teklif, sıradan bir reklam sloganı veya tanımlayıcı bir işaretten ibaret değildir. Çağımız, iletişim bombardımanının had safhaya çıktığı sağırlaştırıcı bir çağdır….

İnsanlar her gün milyonlarca mesaj alıyorlar. İletişim ekonomileri küresel seviyede trilyon dolarları çoktan aşmış. Akıllara durgunluk veren algı yönetim operasyonları sonunda sanal bir dünya kurulmuş. İnandırıcılık meselesi bu sanal dünyada iletişim mevzunun temeli haline gelmiş. İletişim, samimiyetini büyük ölçüde yitirmiş.

Reklam ve inandırıcılık ilişkisini iletişim ve samimiyet ilişkisini buradaki iletişimci dostlarımız gayet iyi bilirler.

Biz,

kalıcı itibarın gerçek kaynağının samimiyetten geçtiğine inanıyoruz. Dünya insanlarını çıkarlarımız istikametinde bir şeylere inandırmak ve buradan maksimum fırsat elde etmek yarışmasına katılmayı reddediyoruz.

Biz, son derece güçlü bir medeniyetin mirasçısıyız. Üzerinde yaşadığımız topraklar, insan medeniyetine çok şey katmıştır ve daha çok şey katmaya adaydır. Biz, medeniyetin öteki yarısının neredeyse tamamını temsil edecek bir renk ve çeşitliliğe sahibiz. Medeniyetler ittifakı çağının en önemli savunucusuyuz.

Duyan kulaklara, mühürlenmemiş kalplere anlatacak çok hikayemiz var. Kendimizle yüzleşecek cesaretimiz, hatalarımızdan dersler çıkartacak samimiyetimiz, bizi anlamayanlara tekrar tekrar anlatacak arzu ve basiretimiz var.

Her gün bir feraset ve yetenek kazanıyoruz. Unuttuğumuz haslet ve yeteneklerimizi tekrardan hatırladığımız,yeni bir silkiniş çağından geçiyoruz. Bu potansiyel keşfedilmeden, insanlık kendisini gerçek anlamda keşfedemez.

Bu potansiyeli keşfetmeden bu dünyadan göçene yazıktır. İnsanlığın modern çağlarla beraber hırsla aramaya koyulduğu zenginlik, mutluluk ve sürdürülebilir barış hazinesini uzaklarda aramaya gerek yoktur.O hazinenin öteki yarısının giriş kapısı Türkiye'dir.

Hem doğudan batıya hem de batıdan doğuya bu böyledir. Biz, tanıtım ve iletişim faaliyetlerimizle bir koyup üç almanın peşinde kesinlikle değiliz. Biz, tüm dünya ile ön yargılardan arınmış bir vuslatın, büyük bir sinerjinin peşindeyiz.

Bu vizyonla;

TURKEY kelimesini oluşturan işaret dili, ilhamını bu topraklar üzerindeki medeniyet hazinesinin temel sembollerinden aldı. Bu yüzden logomuz sadece Türkiye Cumhuriyetini değil, onu besleyen tüm kadim medeniyetlerin esintilerini taşıyan bir sentez niteliğindedir.

Bu logo açıkça şunu söylemektedir:

"Yeni Türkiye, Artık kendisini besleyen tüm evrensel ve kadim değerlerle barışık bir sentezdir.”

Sayın Cumhurbaşkanım, Bugün size sunduğumuz,

TURKEY

Discover the Potential,

Bu teklif,

bu işaret,

tüm paydaşların birlikte çalışmasının, en geniş katılımlı iş birliğinin sonucudur.

TURKEY

Discover the Potential,

Türkiye'nin tanıtımı ile doğrudan ilgili olan neredeyse tüm kurum ve kuruluşların birlikte geliştirdikleri ortak bir teklif, ortak bir işarettir.

Bu kürsüden, başta bu sürece emeği geçen, Başbakanlığımıza, Ekonomi Bakanlığımıza, Takım liderimiz, Ekonomi Bakanımız Sayın Nihat Zeybekci'ye, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ve Bakanımız Sayın Ömer Çelik'e

Başta, TOBB, TÜSİAD, MÜSİAD, TÜMSİAD, ASKON, TYD, TURSAB, YASED, Tüm Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu, Reklamcılar Derneği, Halkla İlişkiler Derneği vb. meslek örgütlerine,

Ve

Türkiye'nin dünyadaki en büyük ticari markası olan Türk Hava Yolları'na, Türkiye'nin en büyük ticari kuruluşlarından, Koç Holding'den Sayın Ali Koç'a, Kibar Holding'den Sayın Ali Kibar'a, Esas Holding'den Sayın Ali Sabancı'ya Çalık Holding'den Sayın Ahmet Çalık'a Ülker Grubu'ndan Sayın Ali Ülker'e Doğan Holding'den Sayın Arzuhan Doğan Yalçındağ'a Eczacıbaşı Holding'den Sayın Bülent Eczacıbaşı'na, Türkmedya Grubu'ndan Sayın Ethem Sancak'a Yaşar Holding'den Sayın Feyhan Yaşar'a TAV Holding'den Sayın Hamdi Akın'a Ve Sayın Sani Şener'e Fiba Holding'den Sayın Hüsnü Özyeğin'e Limak Holding'den Sayın Nihat Özdemir'e Anadolu Grubu'ndan Sayın Tuncay Özilhan'a Kale Grubu'ndan Sayın Zeynep Bodur Okyay'a Teşekkür ediyorum.

Bu ekip,

bizim organize olamayacağımızı iddia edenlere inat, tam bir işbirliği ve birlikte çalışma şiiri yazmıştır. Ancak bu teşekkür, yalnızca şimdiye kadar yapılan katkılar için değil, asıl bugünden sonra yapacakları katkılar içindir.

Bundan sonrasını da tam bir eş güdüm ve koordinasyonla sürdüreceğiz. Türkiye'nin hikayesini dünyaya anlatma işini tam bir kolektif eyleme dönüştüreceğiz.

Sayın Cumhurbaşkanım, Değerli Konuklar;

Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde Hikayemizi dünyaya anlatma konusunda, Türkiye'nin tüm pozitif güçlerini yanımıza alarak, hep beraber uzun ve zorlu bir maratona çıkacağız. Dünyaya hikayemizi anlatma ihtiyacına önce bizim inanmamız, bizim sahip çıkmamız gerekiyor.

Bu, Türk'ün Türk'e propagandası değildir. Hikayesini kendi ülkesine inandıramamış bir ülke, hikayesine başkasını inandıramaz. Başka bir deyişle söylersek, hikayesini kendi ülkesine satamamış bir ülke, başkasına hikaye satamaz.

Bu çerçevede ilk hedefimiz Türkiye'dir. Sayın Cumhurbaşkanım; Bu zorlu maratonun her aşamasında sizin desteğiniz bizim için hayati bir önem taşıyor. Sizin gücünüze ve iradenize bu işte, her işten daha fazla ihtiyacımız var.

Sürecin birinci aşaması, Türkiye'nin pozitif güçlerinin, Türkiye'nin hikayesini anlatmak için motive ve seferber edilmesidir. İçeride yapacağımız kampanyanın hedefi, Türkiye'nin kanaat liderlerinden başlayarak mümkünse ülke insanının tamamıdır. Amacımız, bu yeni işaretten ve bu işaret vesilesiyle başlattığımız ataktan ülkenin haberdar kılınması ve deyim yerindeyse hayır duasının alınmasıdır. İkinci aşama, yurt dışındaki Türklerin ve birinci dereceden Türkiye dostlarının bir Road Show'la önümüzdeki zorlu maratona ortak edilmesidir.

Yurt dışında çalışan, iş yapan, oraya yerleşmiş, kalbi ülkesi için atan milyonlarca vatandaşımızın bu sürece desteği çok önemli bir kazanım olacaktır. Kendilerinin bu vesile ile hatırlanmasının yaratacağı sevinç ve desteğin önemli gücümüz olacağını düşünüyoruz. İkinci aşama bittiğinde, Türkiye'nin tüm güçleri dünyaya hikayemizi bir kez daha anlatmak için hazır olacaktır. İşte bu, üçüncü aşamadır.

Değerli Cumhurbaşkanım, Üçüncü aşama "Hikayemizi dünyaya anlatma” aşamasıdır. Bu aşamada tüm hazır güçlerimiz eş güdümlü olarak ortak işaretimizi kullanmaya başlayacak. Bu vesile ile temel hedef pazarlarımızdan başlayarak küresel bir kampanya gerçekleştireceğiz.

Bu noktada, iletişim alanında kullanılan mevcut konvansiyonel araçların yanında, onlara ek olarak daha yaratıcı yol ve araçlar geliştirmek zorundayız. Reklam büyük kaynaklar gerektiriyor, PR ise uzun vadeli sonuçlar veriyor. Bizim ihtiyaçlarımız büyük kaybedecek vaktimiz yok.

O zaman "Ya bir yol bulacağız, ya da bir yol açacağız.” "Hikayeni Dünyaya Anlat” dediğinizde, farklılaşmak şart. Bir yandan Reklam ve PR'ı kullanırken, öte yandan yeni nesil bir iletişim yöntemi geliştirmek zorundayız. İlham verici hikayeler ve içerikler üretmek peşine düştüğünüzde bambaşka bir olanaklar evrenine çıkıyorsunuz.

Bir misal vermek gerekirse,Türkiye'nin TV dizilerinin ihracatının Türkiye'ye son 10 yılda yaptığı katkı neredeyse şimdiye kadar yaptığımız tüm reklam ve PR çalışmalarımızın yaptığı katkı kadar olmuştur.

Bu kendiliğinden gelişen yeni araç,hikayelerimizi anlatmak,kültürel mirasımızı, kendi kültür coğrafyamızdan başlayarakdünyaya anlatmak konusunda bize güçlü olanaklar sunuyor. Bu aracı hem ihracatımızı artırmak için hem de hikayelerimizi dünyaya anlatmak için önümüzdeki dönemde daha ustalıklı bir biçimde kullanmanın yollarını arayacağız. Üçüncü safhada ihtiyacımız olan şey yeni nesil iletişim araç ve yöntemleridir.

Hedefimiz, Küresel medya ile, medeniyetler ve paradigmalar ittifakı temelinde ortak içerikler üretmektir. Bu toprakların hikayesini, bu ittifakın sağladığı yeni olanaklar sayesinde dünyaya anlatacağız. Böylesi bir yapıda, bizim hikayemizi yalnızca biz anlatmayacağız. Her ülkenin önemli medya mensupları, kanaat önderleri bizim hikayemizi anlatıyor olacaklar. İnteraktif ve melez bir hikaye anlatma modeli geliştireceğiz.

Bu model önümüzdeki dönemde hızla kana karışma ve yüksek etki yaratma kabiliyeti ile "Hikayemizi Dünyaya Anlatma” yolunda önemli bir aracımız olacak.

Dinleyenin okuyanın izleyenin ilham bulacağı zenginleşeceği gönlünde ve ruhunda kapılar açacak hikayeler olacak.

Sayın Cumhurbaşkanım,  Bu noktada "Hikayelerimizi dünyaya anlatmak” için bir çok değerimizin yanında iki temel sermayemiz var. Bunlardan birisi kültür diplomasimiz öteki de üretimden gelen yeteneklerimizdir. Her ikisi de ilginç, dikkat çekici ve ilham verici hikayeler için muhteşem olanaklar sunmaktadır. Biz 3. Dönemde bunların üzerine gideceğiz.

Sizin himayelerinizde, Başbakanlığımızın desteğiyle Ekonomi Bakanlığımızın liderliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığımızla işbirliği içinde, Türkiye dışında iş yapan tüm kişi ve kuruluşlarımızla Hep beraber davranarak Türkiye'nin hikayesini dünyaya anlatmaya çalışacak, ve Türkiye'nin dünyadaki marka algısına pozitif, ölçülebilir katkılar yapacağız.

Yolumuz, yolunuz açık olsun.

Allah, yar ve yardımcımız olsun…

PAYLAŞ