Ticaret savaşlarında son durum

ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık yetkilerini devraldığı günden bu güne ABD'nin korumacı politikalar izleyeme başlayacağının sinyallerini her fırsatta veriyor. Önce Trans Pasifik Ortaklığı (TPP)'ndan çekilen Trump yönetimi, sonrasında NAFTA'nın ABD lehine güncellenmesi gerektiğini dile getirmeye başlamıştı. Sonrasında ise TTIP görüşmelerinin durdurarak buna bir hamle daha ekledi ve nihayet Mart ayı itibarıyla da ithal çelik ürünlerine yüzde 25, alüminyum ürünlerine ise yüzde 10 gümrük vergisi getirdi. Son olarak, Çin'e fikri mülkiyet hakları dolayısı ile getirilen milyarlarca dolarlık yatırım kısıtlamaları ve bunun dışında ileri teknoloji ürünlerini kapsayan yüzde 25'lik ek vergi de özellikle ABD'nin korumacılık konusunda atacağı adımların sadece başlangıcı gibi duruyor.

ABD Hükümetlerinin özellikle çeliğe uyguladığı ek gümrük vergilerinin tarihi, 1963-1969 yıllar arasında görev yapan ABD'nin 36. Başkanı Lyndon Johnson'a kadar uzanıyor. Özellikle ABD'de çelik endüstrisini hareketlendirmek isteyen Johnson, Nixon ve Reagan gibi yöneticiler, çelik sektöründe kota, gümrük vergisi gibi engelleri dönem dönem kullandılar.

Son uygulamaya - özellikle çelik üzerinden - yönelik tepkiler de daha vergiler yürürlüğe girmeden dünya genelinde ortaya çıkmış durumda. Öncelikle NAFTA ülkeleri olan Kanada ve Meksika, son olarak da Almanya ve diğer Avrupa Birliği ülkeleri ABD'nin bu uygulamasının karşılıksız kalmayacağını belirtti. Bu itirazlar sonuç vermiş olacak ki Trump yönetimi şu an için Kanada, Meksika ile birlikte Güney Kore, Brezilya, Arjantin, Avustralya ve Avrupa Birliği'ni de bu gümrük vergilerinden muaf tutacak. Diğer taraftan, ABD'nin en fazla dış ticaret açığı verdiği Çin ise ABD'nin getirdiği bu önlemlere karşı misilleme olarak ABD'ye çeşitli ürünlerde yaklaşık 3 milyar dolarlık gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı.

ABD'nin en çok çelik ithalatı gerçekleştirdiği ülkeler düşünüldüğünde, ek vergiden muaf tutulanlar haricinde geriye kalan en önemli 4 ülke Türkiye, Rusya, Çin ve Japonya. Yani ülkemiz ürünlerine uygulanacak ek vergi, fiyatımızı pazarda rakiplerimizin üzerine çıkararak firmalarımız için bir risk oluşturacak. Bu noktada, 2017'de 17 farklı ilimizden ABD'ye çelik ihraç eden 78 firmamıza büyük görevler düşüyor.

İhracatçılarımızın uygulama karşısında atmaları gereken adımların ilki, Ar-Ge ve inovasyon ile kalitesi yüksek, üretim maliyetleri düşük bir üretim yapısına kavuşmak. Sadece ürünün kendisinde değil, yenilikçi yaklaşımları üretimin her aşamasına uygulamalıyız. İkincisi de, ABD'ye ihraç ettiğimiz ürünler için alternatif ülke arayışlarına girmek. Rusya ile yaşanan kriz bize bu konuda önemli deneyimler kazandırdı. Bu sayede bu kararlardan en az şekilde etkilenerek ihracat hedeflerimizi koruyacağız. Dolayısıyla, bu pazardaki kayıplarımızı da diğer ülkelere yönelerek hızlı bir şekilde telafi edeceğimize inanıyorum.

PAYLAŞ