Lider, ‘Menkıbesi' olandır…

Liderlerle yöneticiler arasında en temel farklılıktır 'Menkıbeler'… Yöneticinin menkıbesi olmaz. Bazı çok özel olanları hariç, iyi CEO'lar belki patronları tarafından vefa duygusu nedeniyle anılırlar, ancak topluma ve kuruluşun tamamına mal olmazlar… Liderler ise, yıllar geçse de menkıbelerinin büyüklüğü oranında etki alanı içindeki toplum birimlerinin hafızalarına kazınırlar…

Her ne kadar İngilizceleri aynı olsa da (Legend, Saga), Menkıbe ve Efsane arasında ciddî fark vardır… Karıştırmamak gerekir… Efsanenin gerçeklik payı düşüktür. İçinde irili ufaklı mucizeler bulunabilir. Menkıbeler ise tamamen gerçeklere dayandıkları içindir ki, pek çarpıtılamazlar ve bu nedenle efsanelere oranla daha inandırıcıdırlar…

Menkıbeleri olan ve olmayan Osmanlı Sultanları vardır mesela… Ya da siyaset adamları, sanatçılar, sporcular, bilim adamları… Bazılarının adını hatırlamayız… Bazıları ise tarihe damgalarını vururlar… Pek çok toplumsal, ekonomik, sanatsal oluşum onların adıyla anılır…

TİM'in görevini tamamlayan 10 yıllık Başkanı Mehmet Büyükekşi'nin hayatı da menkıbelerle doludur… Kendi iş yerindekiler ya da yönetim kurullarında yer aldığı kurumlara getirdiği katma değerden söz etmiyoruz.

Odağımız TİM…

Seçilir seçilmez attığı ilk adım mesela: TİM'in bir kanuni statüye kavuşturulması 2009 yılında TİM ve İhracatçı Birlikleri Kuruluş Kanunu'nun Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla yürürlüğe girmesi.

Cumhuriyetin 100. yılında 500 milyar dolar ihracat ve dünya ticaretinden yüzde 1,5 pay alma hedefiyle yapılan 2023 İhracat Stratejisi çalışmaları…

Büyükekşi'nin neredeyse her konuşmasında dile getirdiği dört bileşen için başlatılan çalışmalar: Ar-Ge, Tasarım, İnovasyon ve Marka

2012 yılında Türkiye'yi “Türkiye İnovasyon Haftası” ile tanıştırması.

Benim de hasbelkader içinde bulunmaktan onur duyduğum Türkiye Markası projesi ve neredeyse 3 yıl süren çalışma ve en geniş toplumsal katılımla ortaya çıkmış olan “Turkey. Discover The Potential” logo ve sloganı. Bu kadar üst düzey bir katılımı Türkiye'de kaç kişi sağlayabilirdi, kestirmek zor…

“Turkey Discover The Potential bir marka değildir. Marka olan Türkiye'nin ta kendisidir” diyen Büyükekşi, geniş kitlelerinin katılımının da sağlandığı ilk marka etkinliği olan “Marka Türkiye”nin de hem adını hem startını vermişti.

Çok kısa bir süre sonra 2 yılda bir düzenlenen Design Turkey ödülleri yeni bir organizasyon anlayışı ile “Design Week Turkey” adıyla yenilenerek devreye alındı.

Mehmet Bey, görev süresi boyunca ihracatçılarla yasa düzenleyici arasında kurduğu verimli köprüyü her zaman canlı tuttu. Bu çerçevede düzenlenen etkinlikte Başbakan ve Kabine'nin ekonomi koordinasyon kurulu üyeleri ile bir araya gelip ihracatı tüm yönleri ile ele alacakları platform haline dönüştürüldü.

Bir dönem Ekonomi Bakanlığı gündeminde olan ve ihracatçıların dış pazarda yerleşik olmasını sağlayacak dünya çapında bir proje de yine Büyükekşi döneminde hayata geçirildi: Türkiye Ticaret Merkezleri.

Ve nihayet Türkiye Tanıtım Grubunun (TTG) kurulması… İhracatçıların yurt dışı ilişki ve iletişiminin tek merkezden, maddî ve manevî güçleri birleştirerek yönetilmesi için ortaya koyduğu çabalar meyve verdi ve Başkanlığını üstlendiği TTG hayata geçti.

Burada Sayın Başkan'ın pazarlama iletişimi terminolojisinde 'hygenics' denen, yani fabrika çıkışı, ya da 'default' denilen, 'zaten yapılması gereken' işlerde gösterdiği başarı, onun menkıbe hanesine yazılmaz tabii ki… Bizim altını çizdiklerimiz ise belli bir hedefe kilitlenmiş, ülkeye kalıcı nitelik izler bırakan girişimlerdir…

Mehmet Büyükekşi, liderlerde olması gereken beş özelliğin beşine de sahip: Cesaret, ciddiyet, derinlik, mevcutla yetinmeme ve merak…

Bu 5 özelliğe sahip olan insanları tutamazsınız… Her zaman en önde ve hep ileriye doğru koşarlar…

 

Yolunuz açık olsun sevgili Başkan…

 

PAYLAŞ