Küresel sermayenin risk algısı ne?

TÜRKİYE'NİN ÇOK RİSKLİ OLMADIĞI ORTADA. ANCAK BAZI RİSK UNSURLARI ELLE TUTULUR HALE GELMEK ÜZERE. YATIRIMCILARA DAHA FAZLA AÇIKLAYICI, NET VE NOKTA ATIŞI SUNUMLAR YAPMAKTA FAYDA VAR. PİYASA MEKANİZMASINA VE DEMOKRASİYE İNANDIĞIMIZI GÖSTERMEK İYİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAKTIR.

 

Her yıl küresel yatırımcıların 1'den 10'a kadar sıraladıkları risk faktörleri ya tümden ya da önem sıraları bakımından değişiyor. “İklim değişikliği” veya “sıcak çatışma” gibi maddeler önemini korurken yeni risk faktörleri ekleniyor. Mesela, geçen yıl Trump ve kararları ile Suriye öncelikli meselemizdi. Sonra Brexit öne çıktı ve nihayetinde ticaret savaşları listenin ön sıralarında yer almaya başladı.

Bugünse küresel şirketlerin “10 önemli risk” olarak tarif ettikleri zorluklar biraz farklılaşmış durumda. Mesela, son açıklanan işsizlik rakamları bizi ne kadar şoke ettiyse, küresel şirketlerin dünyada giderek artan işsizliğe karşı o kadar dehşet içinde kaldıklarını görüyorum. Çünkü işsizler ordusu büyüdükçe mal ve hizmetlerin satılması zorlaşıyor. Talep giderek azalıyor. Dolayısıyla “iş yapmanın önündeki 10 risk” listesinde işsizlik birinci sırada yer alıyor.

Yatırımcıların ikinci sırada en çok çekindikleri risk, devlette yönetişim problemi. Devlet yönetimindeki zafiyet ve problemlere, doğru ve yeterli müdahalede bulunulmaması, güçler ayrılığında zayıflama, en çok korkulan risklerin başlarında yer alıyor. Bunun üzerine bir de enerji fiyatlarında şok edici bir yükseliş olursa, işlerin duracağı konusunda herkes hemfikir.

2008-2009 krizinden sonra unuttuğumuz “mali kriz” riski listeye dördüncü sıradan girmiş. Yani kamu maliyesinden ve borçlardan kaynaklanacak yeni bir dalganın sistemi çökerteceğine dair yorumlar tekrar gündeme gelmiş durumda. İlginçtir, geçen yıllarda varlığı kabul edilen ama sıralamaya girmeyen “siber saldırılar” listede 5'inci sırada yer alıyor.

Küresel yatırımcılar ve iş insanları, bir ülkede derinleşecek sosyal huzursuzlukları iş ortamının en büyük tehlikelerinden biri olarak tanımlıyorlar. Hemen arkasından ödeme ve para-kredi mekanizmasında ya da bu işlevleri gören kurumlarda çarkların dönmemesini ciddi risklerin içine koymuşlar. Bir de “kritik öneme sahip altyapının çökmesi” riski var. Yani ulaştırma, iletişim, enerji, su vs gibi.

 

Yatırımcı doğru karar veriyor mu?

Son iki maddede ise bölgesel ve küresel yönetişimdeki zafiyetler ile “terör saldırıları” tariflenmiş durumda. Buradan hareketle, bu 10 maddelik listeye bakarak yabancı yatırımcıların tercihlerinde doğru karar verip vermediklerini anlamak mümkün desem yanlış olmaz.

Türkiye yukarıda bahsedilen maddelerden ilki olan “işsizlik” endişesini haklı çıkarıyor. Devlette yönetişim problemi var ancak “risk” kategorisinde değerlendirilemez. Seçim sonuçları netleşmezse bu zafiyet derinleşebilir. Güçler ayrılığı prensibinden kopmak yatırımcı için ciddi bir risk unsuru teşkil ediyor.

Enerji fiyatlarına karşı hassas olduğumuz bir gerçek. Ancak şu an için maddeleşmiş bir gelişme yok. Maalesef kamu maliyesi tarafında zaaflarımız oluşmaya başladı ve giderek riskli hale geliyoruz. Siber saldırılar ile alakalı henüz ciddi bir tehdit yok. İş dünyasını endişeye sürükleyecek bir sosyal hareketlenme yok. Ödeme mekanizması ve para-kredi sistemi çalışıyor. Kritik altyapıda herhangi bir sorun yok. Dünya ve bölge politikaları için elimizden geleni yapıyoruz, ama bir risk unsuru oluşturduğu gerçek. Terör saldırıları dünyanın her yerinde oluyor yapacak bir şey yok.

Özetle, Türkiye'nin bu listeye bakarsak çok riskli olmadığı ortada. Ancak sıralamadaki bazı risk unsurları elle tutulur hale gelmek üzere. Tabii, kabul edilebilir bir hikâye sunarsak işler epey kolaylaşacak. Bu sebeple, yatırımcılara daha fazla açıklayıcı, net ve nokta atışı sunumlar yapmakta fayda var diye düşünüyorum. Piyasa mekanizmasına ve demokrasiye inandığımızı göstermek iyi bir başlangıç olacaktır.

PAYLAŞ