Merkez Bankası kararı ve Milli Maç…

Geçen ay Merkez Bankası için karar zamanıydı. İş artık öyle bir hale gelmişti ki, “faiz artışı olmazsa batacağız” deniyordu. Aklıma son oynanan Milli Maçımız geldi.

İsveç-Türkiye Milli Maçını seyrederken, 2-0 yenik iken Milli Takımımızın hiçbir şekilde kararlılığını bozmadan oynamaya devam ettiğini, yerinde müdahalelerle maçı 3-2 kazandığını gördüm. Son 20 dakika içimden şunu dedim: “İsveç defans yaparak kazanacağını sanıyor, ancak kaybedecek.” Dediğim de oldu. Disiplini elden bırakmadan ciddiyetle yola devam ettiğinizde başarı sürpriz olmuyor.

Ancak, yine de bazı dakikalarda eski alışkanlıklar nüksetti elbette. Toplar defanstan amaçsızca ileri atılıp oyun şişirildi. Rakibin mecali yokken kalemize gelmelerini sağladık. Az daha kendi ellerimizle maçı veriyorduk. Hâlbuki ikinci yarının önemli bir kısmında yaptığımız gibi rakibe top vermeden sürekli baskıyla devam etmemiz gerekiyordu. Belki de maçı 5-2 bile kazanabilirdik. Olsun, bu da iyi bir sonuç. Merkez Bankası meselesinde kendi ellerimizle kararı kritik karar haline getirdik diyebilirim. Hazineden 32 Sayılı Karar ile ilgili oldukça tartışmalı kararlar haricinde herhangi bir adım gelmedi. Dolayısıyla faizleri yükseltme işi Merkez Bankası'na kalmış oldu.

 

TCMB bağımsızlığını ispat etti mi gerçekten?

Faizleri radikal şekilde  arttı, ancak piyasalardaki rahatlama bana göre geçici. Ekonomi yönetiminden başka bir hamle gelmezse, bir süre sonra döviz kurları ve faizler beraberce tekrar yükselmeye başlayacaklar. Ortaya çıkacak olumsuz senaryolar, Merkez Bankası Yönetimini topun ağzına koyacak. Bu aşikâr. Hele ki dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın faiz ile ilgili açıklamalarından sonra, Merkez Bankası'nın attığı adım saman alevi gibi bir etki yaratırsa, şimşekleri üzerine toplayacak.

Özetle, şunu demek istiyorum. TCMB Yönetimi kendini öyle bir çıkmaza soktu ki, en çok tavırlı durması gereken dönemde mecburen faizleri yükseltti ve kendini cendereye soktu. Eğer, kurlar istikrarlı şekilde gerilemezse ve faiz artışlarının bir faydası olmadığı sonucuna varılırsa sıkıntılar oluşacak.

“TCMB bağımsızlığını ispat etti” diyenlere de cevabım şu: Bir Merkez Bankası ya bağımsızdır ya değildir. Bunu tabu haline getirmek de, sürekli tartışmak da doğru değil. Daha önceki zamanlarda artırması gereken faizleri artırmayıp, dün hepsini biriktirmiş gibi yapınca mı bağımsız oldu?

Bu sorunun cevabı, İsveç-Türkiye Maçının son 20 dakikasında var. İsteyen sıkılmadan izlesin. Disiplin ve ciddiyet elden bırakılmayınca başarı sürpriz olmuyor. Bunu hayatın her noktasında yapanlar, tarihte iz bırakıyor. Geri kalanı unutulup gidiyor.

Cari açık ve bütçe açığının kontrollü seyretmesini sağlamak Ankara'nın en önemli vazifesi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun için ihracata destek vermek, kamu harcamalarında ise acil bir disiplini sağlamak gerekiyor.

Sadece Merkez Bankası'nın faiz artırmasıyla problemin çözülmeyeceğini daha önceki örneklerden test ettik ve anladık diye düşünüyorum. TCBM'nin faizleri artışının yanında, başka adımların da destek olarak atılması gerekir.  Vergilerden eğitime, adaletten kamu harcamalarına, dış ticaretten bankacılığa kadar birçok alanda bu reformlar yapılmalı ve bir daha aynı hataların tekrar edilmemesi sağlanmalıdır.

PAYLAŞ