Güçlü Türkiye İmajı

15 Temmuz sonrasında hükümet ve ilgili kurumlar tarafından sergilenen çevik aksiyonların katkısıyla, Türkiye ekonomisi sağlamlığını bir kez daha gösterdi ve son derece sarsıcı olabilecek bir tehdit sonrasında piyasalar kısa sürede stabilize oldu. Fırtına sonrası ilk göstergeler sakinleşen bu görünümü öne çıkarırken, arka planda ise sürecin burada bitmediğini ve yeni bir zorlu döneme girdiğimizi biliyoruz. Nitekim ülkemizi sırtından bıçaklayan terörist cunta teşebbüsünün, uluslararası camiada Türkiye'nin imajının oldukça zedelenmesine sebep olduğuna şüphe yok.

Geldiğimiz noktada; son yıllarda zaten bir şekilde çarpıtılmış ve bozulmakta olan imajımızın, girişim sonrası adeta küresel bir kampanya şeklinde yayılan bilgi kirliliği sayesinde hakikatten ve adaletten oldukça uzak bir seviyeye vardığını söyleyebiliriz. Özellikle darbe teşebbüsü ve sonrası hususunda, bizlerin yaşadığı milli mücadele ve birliktelik gerçeklikleri ile Batı dünyasına yansıtılanlar arasında ciddi bir uçurum var. Bu durum ise dış dünyada, zihinlerde oluşan soru işaretlerinin menfi istikamette yanıtlara yönelmesine sebep olarak algımızı giderek yaralıyor.

Dolayısıyla da, orta ve uzun vadedeki makro görünümümüze ve gidişata zarar verecek söz konusu riskleri bertaraf etmek amacıyla, ülkemizin algısını tamir etmek için acil manevralara duyduğumuz ihtiyaç üst düzeyde diyebiliriz. Zira sağlam temeller üzerine kurulu olan ve ciddi bir potansiyel barındıran Türkiye ekonomisinin bugün en temel gereksinimi, objektif bir bakış açısıyla ve doğru bilgilerle değerlendirilmek olarak tanımlanabilir.

İşte bu gereksinim doğrultusunda, son haftalarda Ekonomi Bakanlığı bünyesinde çeşitli çalışmalara imza atıldığına şahit oluyoruz. Bu kapsamda TİM de, hazırlıklarına start verdiği bir kampanyayla, “Türkiye'nin Güçlü İmajı” çerçevesindeki seferberliğe ciddi bir hizmet sunmayı amaçlıyor. Darbe girişimi sonrası ülkemizdeki siyasi kenetlenmenin gücüne ve reformlarla ivme kazanacak ulusal ekonominin potansiyeline duyulan inançla yola çıkan bu çalışma, yerli yabancı paydaşların katkılarıyla, Türkiye'nin hak ettiği imajı dünyaya benimsetmeyi hedefliyor. 

İmaj güçlendirme çalışmaları bu çerçevede kampanyalarla sürerken, son günlerde dikkat çeken kritik bir hususun da, özenle ele alınması gerektiği görüşünde olduğumu ekleyerek bitirmek isterim: Gerek darbe girişiminden kaynaklı gerekse Rusya ile varılan normalleşmeye dair çarpık yorumlamaların Türkiye'nin uluslararası konumunu zedelemesine mani olmak, bu süreçteki bir diğer gereksinimimiz olacak. İşte bu nedenle de, AB vizyonumuzun sürdüğüne dair izlenimler başta olmak üzere, uluslararası işbirliklerine dair akılcı yaklaşımlar sergilememiz anlamlı ve değerli olacak.

 

PAYLAŞ