İstihdam seferberliğine dair

2016'nın ikinci yarısından itibaren içinden geçmekte olduğumuz zorlu süreçte, ekonomik performansımız ne yazık ki gözle görülür şekilde hırpalandı. Bunun bir yansıması olarak da, işgücü piyasasında sıkıntı derecesi artan rakamlar işitmeye devam ediyoruz. Toplumu en derinden ilgilendiren ana dinamiklerden olan işsizlik meselesindeki gelişmelerin giderek can sıkan bir hal almaya başlaması, konuya eğilmenin kritik önemde olduğunu açıkça gösteriyor. Nitekim 2016 Ağustos dönemi itibariyle yüzde 11 bandına demir atmış olan işsizlik oranı,  TÜİK'in açıkladığı son veriler dâhilinde Kasım döneminde yüzde 12,1'i gördü. Ekim dönemindeki yüzde 11,8'lik oranı tırmandıran bu veri, içinde hafif mevsimsellik barındırsa da, sonuçta çift haneli ciddi bir problemi ortaya koyuyor. Bu doğrultuda, ilgili 1 yıllık süre zarfında, yerinde duramayan işgücümüzün 980 bin kişi artarken, ayakta durmaya çalışan ekonomimizin 391 bin istihdam yarattığına ve emek arzına yetişemediğine şahit oluyoruz. Üstelik bu kapsamda tarım dışı işsizliğin yüzde 14,3'e, genç işsizliğin ise yüzde 22,6'ye yükseldiği bir tabloyla karşı karşıya kalmak, hepten moral bozuyor. Aslına bakılırsa, gidişat dâhilinde, bu veriler çok da sürpriz değil. Bir başka ifadeyle, işsizlik oranındaki söz konusu yükseliş trendinin Kasım'da da devam etmesini beklemekteydik. Ve hatta bu doğrultuda, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Şubat başında iş dünyasına bir istihdam seferberliği çağrısı yaptığına şahit olduk. Nitekim büyüyen işgücüne yetişmenin öteden beri zaten zor olduğu bir Türkiye gerçekliğine konjonktürel sıkıntıların eklenmesiyle pekişen işsizlik derdi, ekonomik ve sosyal hayatın en ciddi sıkıntılarından biri olarak karşımızda yükseliyor.  Bu yükselişe dur demenin hakiki ilacı, elbette ki sürdürülebilir bir güçlü büyüme temposu sergileyebilmek… Bununla birlikte, içinde bulunduğumuz koşullar itibariyle, bu hikâyeye dönmek zaman alacak gibi duruyor. Dolayısıyla da, şu zorlu günleri el ele atlatabilmek için ekonomik aktörlerin aksiyona geçmesi fikri sık sık gündeme düşüyor. Bu bağlamda seferberlik çağrısına olumlu dönüş yapan iş dünyası paydaşlarını görmek ise oldukça sevindirici tabii ancak kabul etmek gerekir ki, zayıf iktisadi aktivite ve artan risklerin kol kola girdiği mevcut ortamda, çok sayıda firmamız için gönülden geçeni yapmak kolay değil.

Bu minvalde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısının hemen ardından işverenlere teşvik babında bir KHK'nın da yayımlandığına şahit olduk. Buna göre, İş-Kur'a kayıtlı işsizlere Şubat itibariyle istihdam yaratan özel sektör işverenlerine, 2017 yılında belli başlı avantajlar getiriliyor. Sigorta primi ve gelir vergisini içeren ilgili desteklerle ilgilenen firmalarımızın, 687 sayılı KHK'yı incelemesinde fayda var.

 

 

 

PAYLAŞ