Türkiye'nin ihracatı bu yılın ağustos ayında , geçen
yılın aynı ayına göre yüzde 29,89 artışla 11 milyar 78 milyon dolar olurken,
yılın ilk sekiz ayında yüzde 21,63 artışla 88 milyar 550 milyon dolar
seviyesinde gerçekleşti. Ağustos ayındaki artış miktarı son yılların en yüksek artışlarından biri oldu. Geriye dönük bir yıllık dönemde ise yüzde 17,48
artışla 129 milyar 628 milyon dolar ihracat yapıldı.
Ağustos ayında en fazla ihracatı, yüzde 29 artış hızıyla hazır giyim ve
konfeksiyon sektörü gerçekleştiriken, bu sektörü yüzde 40 artış hızıyla kimya
sektörü takip etti. Yıllık bazda en fazla ihracat yapan otomotiv
sektörü ise Ağustos ayında ihracatını yüzde 30 arttırarak ayı üçüncü sırada
tamamladı.
Tarım sektörleri Ağustos ayında 1 milyar 423 milyon dolar ihracatla toplam
içinde yüzde 12,85 pay alırken, 9 milyar 302 milyon dolar ihracat yapan sanayi
sektörü toplamdan yüzde 83,97 pay aldı. Madencilik ürünlerinin payı ise
352 milyon dolar ile yüzde 3,18 oldu.
Ağustos ayında sektörler içinde en fazla ihracat artışını yüzde 61,17 ile
fındık sektörü, yüzde 55,92 ile Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller sektörü ve yüzde 51,37 ile Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar sektörü yakaladı.
Almanya açık ara lider, Irak ikinci
sırada
Almanya'ya ihracat aylık bazda 30 artarken, Almanya açık ara ile en fazla
ihracat yaptığımız ülke unvanını korudu. Irak'a yapılan ihracat Ağustos ayında yüzde 25 arttı ve Irak en fazla ihracat
yaptığımız ikinci ülke konumuna yükseldi. 3. sırada yer alan İngiltere'ye ihracatımız yüzde 17, Fransa'ya yüzde 36,
Rusya'ya yüzde 33, İtalya'ya yüzde 24 artış gösterdi.
Fas'a yapılan ihracat Ağustos ayında yüzde 122, Mısır'a ihracat
yüzde 106, Suriye'ye yapılan ihracat yüzde 2 artış gösterdi. Ağustos ayında ihracatın Çin'e yüzde 27, Brezilya'ya yüzde 103, Hindistan'a
yüzde 62, Rusya'ya yüzde 33 artması önemli bir gelişme olarak kaydedildi.
Ağustos ayında en fazla ihracat yapan ilk 10 il İstanbul, Kocaeli, Bursa,
İzmir, Ankara, Gaziantep, Manisa, Denizli, Hatay ve Adana oldu. İlk 10'daki
iller arasında en fazla ihracat artışını yüzde 56 ile Manisa gerçekleştirdi.
Bursa'nın ihracatı yüzde 49, Gaziantep'in yüzde 49, Hatay'ın yüzde 36, İzmir'in
yüzde 31, Ankara'nın yüzde 31, Kocaeli'nin yüzde 30, Denizli'nin yüzde 25,
İstanbul'un yüzde 25 ve Adana'nın yüzde 23 arttı.
TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi,
Ağustos ayı ihracat sonuçları ile ilgili bir açıklama yaptı. Büyükekşi yaptığı
açıklamada şunları ifade etti:
"Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak tüm Türkiye'nin ve İslam Alemi'nin Ramazan
Bayramını tebrik ediyor, bu bayramın hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Başta
Somali olmak üzere, büyük bir açlık ve susuzluk tehlikesi içerisinde olan
ülkelere yapılan yardımların da katlanarak artmasını diliyoruz. Türkiye
İhracatçılar Meclisi'nin de Kızılay ile işbirliği yaparak destek verdiği yardım
kampanyalarını tüm iş dünyası ile birlikte Türk halkının ve Türk devletinin
sahiplenmesini onur verici olarak görüyoruz. Afrika'da yaşanan büyük trajediye
duyarsız kalan tüm ülkelere de bir çağrıda bulunarak, bu trajedi karşısından
aktif adımlar atmalarını diliyoruz. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm
büyük organizasyonları Somali'ye daha fazla destek olmaya çağırıyoruz.
ABD ve AB'de alınan önlemler günü
kurtarıyor, kalıcı değil.
İhracatçılar olarak
küresel ekonomideki gelişmeleri dikkatle izliyoruz. 2008 krizinin ardından
alınan para ve maliye politikaları yetersiz kalmış, alınan önlemler geçici
olmuştur. Alınan önlemler finansal piyasalarda geçici bir rahatlamaya neden
olsa da ne ABD'de ne AB'de ekonomilerinin büyümeleri istenen seviyeye
çıkartılamamış, istihdam oranlarında kayda değer gelişim sağlanamamıştır.
ABD ve AB'de küçülme ve resesyon yerine uzun süreli yavaş bir büyüme sürecine
girilmektedir. Parasal genişleme kredi kanallarına girememektedir. Bu nedenle
parasal genişleme hem ABD hem de AB'de sadece kamu borçlarının sürdürülmesini
ve bankaların ayakta kalmasını sağlamaktadır.
Japonya benzer şekilde 1990 yılında resesyona girdikten sonra faizleri sıfıra
indirmesine ve parasal genişleme uygulamasına rağmen likidite tuzağına düşmüş,
maliye politikası tarafında ise genişletici önlemler ile kamu borcu milli
gelirinin 2 katını aşmış, ancak tüm bunlara rağmen ortalama yüzde 1 büyümeye
sıkışılmıştır. ABD ve AB için de aynı riskler bulunmaktadır.
Türkiye
canlı ekonomisi ile dikkat çekiyor.
Gelişmiş ekonomiler, ciddi borç problemleri, yetersiz mali önlemler,
büyüyemeyen ekonomiler ile boğuşurken Türkiye bu süreçte pozitif bir ayrışmaya
gidiyor.
Türkiye, gelişmiş ülkelerin karşı
karşıya oldukları ve çözüm getirmek için büyük çaba sarf ettikleri aşırı kamu
borcu ve yüksek bütçe açığı gibi problemleri 2001 krizinden sonra aldığı
önlemler, uyguladığı sıkı para ve maliye politikaları nedeniyle büyük oranda
çözmüş durumdadır.
Türkiye ekonomik durgunluğa giren gelişmiş ülkelere göre, canlı ekonomisi ile
dikkat çekmektedir.
Yükselen
kurun iç üretimi artırarak ithalatı dengelemesini bekliyoruz.
Yükselen döviz kurları ile iç
talebin bu kez ithalat yerine iç üretim tarafından karşılanması, ithalatın
dengelenmesi ve iç üretimdeki artışın büyümeye katkı sağlamasını bekliyoruz.
Merkez Bankası'nın aldığı önlemler
sonrasında döviz kurlarında yaşanan gelişmeler kalıcı olabildiği takdirde hem
Türkiye'nin ihracatına olumlu yansıyacak, hem ithalatın dengeleyerek cari açık
sorununun kontrol altına alınmasına imkan tanıyacaktır. Kurdaki hareketin
ihracatta % 20 seviyesinde yaşanan artışı % 30 seviyesine yükseltmesini,
ithalat artış oranını da % 40 lar seviyesinden % 30 seviyesine düşürmesini
beklemekteydik. Nitekim Temmuz ayında ithalat ve ihracat artışı arasındaki
makas daralmaya başladı. Önümüzdeki aylarda da ihracat lehine olumlu gelişmeye
devam edeceğini öngörüyoruz.
Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin
düzenlediği ve Türkiye'de en fazla ihracat yapan 1000 firmayı kapsayan
ihracatçı eğilim anketinin son sonuçları da Türk ihracatçısın önümüzdeki döneme
dair pozitif beklentilerini koruduklarını göstermektedir. Eğilim anketi
sonuçlarına göre 3. çeyrekte ihracatçıların yüzde 45'i ihracatlarının
artacağını, yüzde 33'ü ise aynı kalacağını tahmin etmektedirler.
Kısa vadede olumlu görünüme rağmen Türkiye orta ve uzun vadeli bakış açısıyla
hareket ederek ekonomide yapısal dönüşümü hızlandıracak adımlar atmaya devam
etmelidir.
Türkiye sıcak para cenneti olmaktan
çıkıyor. MB Politikaları olumlu
Merkez Bankası'nın politikalarında yaptığı değişikler ile Türkiye bir sıcak
para cenneti olmaktan hızla çıkması son derece olumlu bir gelişmedir. Faizlerin
indirilmesiyle birlikte döviz kurları daha rekabetçi seviyelere yerleşmektedir.
Biz her zaman iç piyasayı
daraltmayacak düzeyde rekabetçi döviz kurunun, sanayiciyi ihracata
yönlendireceğini, ithalatın azalmasını ve ihracatın artmasını sağlayacağını
savunduk. Dolayısıyla Merkez Bankası'nın yürürlüğe koyduğu politikaları olumlu
buluyoruz, sanayide yapısal bir dönüşüme destek vermesini bekliyoruz.
Son açıklanan Temmuz ayı dış ticaret verileri, Türkiye'nin sanayi üretiminde
yaşanan değişimin olumsuz sonuçlarının çok kısa sürede tersine
çevrilemeyeceğini, uzun vadeli bir dönüşüm gündemi ile ancak kalıcı bir
iyileşmenin olabileceğini göstermektedir.
Kurlarda geçen senenin Kasım ayından başlayarak yaşanan yükseliş ihracata
olumlu bir etkide bulunmaktadır ancak bu olumlu etki ithalatta sınırlıdır.
İthalat kurdan bağımsız bir şekilde yüksek kalmaya devam etmektedir. Türkiye'de
sanayi üretimi yüksek seyrettikçe ithalat da yüksek kalmaya devam etmektedir.
Özel yatırımlar teşvik edilmeli
Türkiye artık ihracatı ve üretimi daha fazla destekleyici adımlar atmalıdır.
Türkiye'de ilk kez üretilecek ileri teknolojili yüksek katma değerli ürünlerin
üretimi için yapılacak yatırımlar ile ihracatta kullanılacak kritik girdi malı
üretecek yatırımlar "özel yatırımlar teşviki” düzenlemesi ile yerli ve yabancı
yatırım farkı gözetilmeksizin ayrıcalıklı olarak teşvik edilmelidir.
Türkiye, sanayinin ihtiyaç duyduğu ara mallarını yurt içinde üretip hem içeride
kullanmak hem de ihraç etmek zorundadır. Aksi takdirde dış ticaret açığında
sürdürülebilir bir iyileşme yakalanamayacaktır. İlk yedi ayda gerçekleşen 140,5
milyar dolar ithalatın 100,3 milyar doları ara mallarından oluşuyor. Bu rakam,
aynı dönemde Türkiye tüm ihracatı olan 77,5 milyar dolardan 22,8 milyar dolar
daha fazladır.
İleri teknoloji üreten sektörlerde artış
var. Destek gerekli.
Türkiye sanayisini ve ihracatını
düşük ve orta teknoloji ürünlerden orta-yüksek ve ileri teknoloji sektörlerine
kaydırmaktadır. Ekonomi Bakanlığı'nın öncülüğünde hayata geçirilen GİTES-Girdi
Tedarik Stratejisi, İhracata Yönelik Üretim Stratejisi ve TİM'in hazırladığı
2023 İhracat Stratejisi'nin eylem planları ile sektörlerimizde yapısal bir
dönüşüm hedeflenmektedir. Önümüzdeki dönemin kilit kelimesi transformasyondur.
Sektörlerin rekabet güçlerini geliştirmesi için yapısal bir dönüşüme
hazırlanmaları gerekmektedir. Ayrıca, ihracatımızın içinde miktarı küçük ama
katma değeri yüksek olacak sektörlerin yeni yatırımlar yapması için gerekli
desteklerin sağlanması gerekiyor. Bu sektörler aktif bir şekilde devletin
uyguladığı teşvik politikaları ile desteklenmelidir.
Bu sürecin hızlanması ile birlikte
Türkiye daha fazla katma değer odaklı üretim ve ihracata yönelecek, böylece
2023 yılı için koyduğu dünyanın en büyük 10. ekonomisi olma ve 500 milyar dolar
ihracat gerçekleştirme hedeflerine ulaşacaktır.