İhracat Mart ayında %4,3 arttı: 13 milyar dolar

2014 Mart ayı mal ihracat verileri ve gelişimine dair bir basın açıklaması gerçekleştiren Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, Mart ayında Türkiye'nin ihracatının, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,3 artışla 13 milyar 14 milyon dolara, ilk 3 aylık ihracatın ise yüzde 6,2 artarak 38 milyar 607 milyon dolara yükseldiğini bildirdi. TİM Başkanı Büyükekşi, birlik kaydından muaf ihraç kalemleri hariç, net mal ihracatının ilk 3 aydaki kümüle artış performansının ise yüzde 5,8 olduğunu ifade etti.

 

Yerel Seçimler Sonrası Değerlendirmeler

 

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracat verileri basın açıklamasında öncelikli olarak 30 Mart'ta düzenlenen yerel seçimleri değerlendirdi. Türkiye'nin hızlı ve yoğun bir seçim maratonundan çıktığını, "Sandıktan çıkana saygı duy" çağrısının demokratik toplumlarda büyük önem taşıdığını belirten TİM Başkanı Büyükekşi, yerel seçim sonuçlarının tüm ülkeye hayırlı olmasını diledi. Seçilen tüm belediye başkanlarını tebrik eden Büyükekşi; tüm yerel yönetimlerin aldıkları oyları gözetmeksizin ilgili tüm yerleşim yerlerine aynı standartlarda belediyecilik ve yerel hizmet götüreceklerine inandıklarını belirtti. TİM Başkanı Büyükekşi, ihracatın bir ilin ve ilçenin ekonomisine büyük fayda sağladığının altını çizerken, yerel yönetimlerin ihracata daha fazla önem vermeleri ve ihracatçı firmaları desteklemeleri çağrısında bulundu. TİM Başkanı ayrıca "Belediye başkanlarımızdan bölgeler arasındaki kalkınmışlık farklarını gidermelerini, kendi bölgelerindeki ihracatı geliştirmeye yönelik başarı kriterleri belirleyerek takip etmelerini ve ihracatın önemini bir kez daha vurgulamalarını istiyoruz” ifadesine yer verdi.

Yoğun seçim gündeminin ardından bugünden itibaren tüm Türkiye'yi tekrar ekonomi ve ihracat gündemine yeniden dönmeye davet eden Mehmet Büyükekşi, "Türkiye büyük bir demokrasi sınavını daha başarıyla geçti. Halkımız yoğun bir katılımla demokratik iradesini sandıkta ifade etti. Şimdi ivedilikle gerek siyaset kurumunun gerekse toplumun tüm kesimlerinin yeniden ekonomiye odaklanmasını istiyoruz. Uzun vadeli hedeflerimiz odak noktamız olmalı. Bu maratona şimdiden sıkı bir şekilde hazırlanmak gerekiyor. 2023 hedeflerine ulaşmamız için önümüzde 9 koca yıl var ve bu 9 yılı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Son dönemde yaşadığımız olayların tortularını geride bırakalım, geleceğe bakalım. Su akarken bardağı dolduralım. Avrupa'daki fırsatlardan, Dünya ekonomilerindenki olumlu gelişmelerden istifade edelim. Ülkemizin temel gündemi rekabet gücünün geliştirilmesi olmalıdır.” dedi.

Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler

 

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

 

"Dün TÜİK tarafından 2013 yılı büyüme rakamları açıklandı. 2013 yılının tamamını yüzde 4 büyümeyle tamamladığımızı görüyoruz. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde, altın ihracatındaki gerilemenin negatif baz etkisi nedeniyle net ihracatımız maalesef büyümeye pozitif katkı vermedi. 2013 yılının tamamında ise ihracatın özellikle 3. çeyrekteki kuvvetli altın baz etkisi nedeniyle, büyümeye neredeyse hiç katkı sağlamadı.

 

2013'te yıllık bazda geçen seneye göre ivmelenen ve %4 olarak gerçekleşen büyümenin 2014'te aynı temposunu koruyarak devam etmesini öngörüyoruz. Geçtiğimiz yıl altın hariç değerlere baktığımızda %6.7 artış kaydeden mal ihracatı rakamlarının büyümeye net 2 puana yakın katkı yaptığını gözlemliyoruz. Senelik toplamlara baktığımızda özel tüketim harcamaları ve finans sektörlerinin büyümeye ağırlıklı katkı yapan sektörler olduğunu gözlemliyoruz. İmalat sektörlerinin de %4.7 büyüyerek büyümeye net 1.2 puanlık katkı yapmalarını sevindirici ve sürdürülmesi gereken bir gelişim olarak görüyoruz. 2014'te ekonomik büyüme modelimizin ihracat ve imalat sektörlerine dayanması gerektiğini ve bu yılı bir fırsat yılı olarak gördüğümüzü sürekli vurgulamaya devam edeceğiz. Nitekim Ocak-Şubat aylarına yönelik kesinleşen %7,2'lik ihracat artışı da bu öngörümüzü destekliyor. Yıl içerisinde daha güçlü ihracat artış performansı ve azalan cari açık ile ihracatın büyümeye net pozitif katkısının yüksek olduğu bir yıl geçirmeyi diliyoruz.

 

Keza bu yılın ilk aylarında görülen ihracatta yukarı ve ithalatta aşağı yönlü dış ticaret gelişmelerinin yanı sıra, özellikle AB kaynaklı dış pazarlardaki talep artışları, rekabetçi kur avantajı ve altının baz etkisinin ortadan kalkması gibi faktörlerin etkisiyle ihracatın büyümeye olumlu katkı yapmasını bekliyoruz. İhracatın büyümeye verdiği katkıyı arttırmak ve 2023 hedeflerine ulaşabilmek için ihracata dayalı büyüme modelini daha fazla öne çıkarmak ve daha fazla desteklemek zorunda olduğumuza inanıyoruz.

 

Diğer taraftan Merkez Bankası'nın son yaptığı faiz artırımının ardından ekonominin yeni bir denge arayışında olduğunu görüyoruz. Firmalar ve tüketiciler yüksek faiz rakamlarına kendilerini adapte etmeye çalışıyorlar. Çünkü kredi maliyetleri hızlı bir şekilde yükseldi. Bunun sonucunda da kredilerdeki artış hızının gerilemeye başladığı görüyoruz.

 

Bu noktada bireysel kredilerin kontrol altına alınmasını olumlu bulurken, ticari kredilerdeki daralmanın ise dikkat edilmesi gereken bir durum olduğuna inanıyoruz.

 

Son faiz artırımının ardından döviz kurlarında dalgalanmanın durduğunu görüyoruz. Döviz kurları nispeten dar bir bantta salınmaya başladı. İhracatçılarımız için volatilitenin azalmasını çok olumlu buluyoruz. Hem dalgalanmanın azalması hem de döviz kurlarının rekabetçi seviyelerde yer alması ihracatımız açısından son derece güzel gelişmeler.

 

Diğer taraftan açıklanan üretici enflasyon oranları, üretenlerin ne kadar zor durumda olduğunu gösteren bir sinyal oldu. Üretici enflasyonu Şubat ayında yıllık bazda yüzde 12,4 çıkarken, tüketici enflasyonu yüzde 7,9 oldu.

 

Rakamlar bize zayıf talep sebebiyle tüketicilerin fiyata karşı hassasiyetinin arttığını gösterirken, diğer taraftan hammadde-aramalı-yatırım malı fiyatlarının sürekli yükselmesi firmalar için büyüme ve kar krizini beraberinde getiriyor.

 

Dolayısıyla firmaların karlılığında düşüş yaşanacak bir döneme giriyoruz. Sadece iç pazara çalışan firmalarımız değil, yurtiçi firmalarımız da çok düşük karlarla çalışmak zorunda kalabilirler. Bunun en büyük sebebi ise dünya ekonomilerinin büyüme hızlarının düşmesi. 2007 yılında dünya haritasını önümüze aldığımızda %4'ten daha yüksek büyüme göstermiş plan ülkeler çok önemli bir yer kaplıyordu. Bugün ise % 4'ün altında büyüme beklentisi olan ülkeler haritanın neredeyse tamamını kaplıyor. Tüm dünyada büyüme beklentilerinin giderek olumluya dönmesi önemli bir gerçek fakat bu büyüme oranları geçmişe oranla düşük seviyelere işaret ediyor. Dolayısıyla tüm dünyada düşük büyüme oranları gerçekleşirken şirketlerin yüksek büyüme ve yüksek kar elde edebilmeleri zor. Faaliyet dışı gelirler ya da aktif değerlenmesi ile bilançolarını büyütmeye çalışmaları da mümkün ancak, bu da söylendiği kadar kolay değil. Ne alınırsa değer kazandığı dönemi geride bıraktık.

Türkiye açısından bir diğer olumsuz gelişmede yabancı sermaye konusunda yaşanan gerilemeler. Türkiye'ye 2013 yılında 12,7 milyar dolar yabancı sermaye girişi yaşandı. Bu değer 2012'ye göre yüzde 4,1'lik bir gerilemeye işaret ediyor.

 

Bu noktada gerekli tedbirlerin alınması, Türkiye'nin içerisinden geçtiği sürecin iyi anlatılması gerekiyor.

 

Bu süreçte Türkiye'nin üretimde ve ihracatta katma değer artışına yönelmesi, giderek daha önemli bir hal alıyor. Katma değerin 4 ana bacağı olan inovasyon, markalaşma, tasarım ve Ar-Ge, hem uzun vadeli ihracat hedeflerimiz için hem de orta gelir tuzağından kurtulmamız için elimizdeki en önemli kozlardır.”

Dünya Ekonomisindeki Gelişmeler

 

Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeleri değerlendiren TİM Başkanı Büyükekşi, tüm dünyada büyümenin hız kazandığını ancak büyümede düşük temponun devam ettiğini belirtti.

Mehmet Büyükekşi, dünya ekonomisini ise şöyle değerlendirdi:

"Gelişmiş ülkeler cephesinde özellikle ABD'de iyimserlik artarken, bu iyimserlik paralelinde ABD Merkez Bankası'nın parasal genişlemeden çıkışı sürdürüyor. FED, varlık alım programında yeniden 10 milyar dolarlık bir kesintiye giderek, alımların aylık 65 milyar dolardan 55 milyar dolara çekilmesini kararlaştırdı. Böylece FED 3 aylık bir süreçte aylık tahvil alımlarını 85 milyar dolardan 55 milyar dolara indirdi. Ekonomideki canlanmanın sürdüğü sinyallerini veren FED, kalıcı ve daha hızlı büyümenin 2015 yılında gerçekleşeceğini bekliyor. Bu yıl için hedeflenen büyüme temposu yüzde 3 bandında giderse, parasal genişlemeden çıkış sonbaharda bitebilir.

Bu gelişmelerle birlikte gelişen ülkeler yeni küresel koşullara uyum sağlamaya çalışıyor. Ekonomik büyümenin yavaşladığı gelişen ülkelerin para birimlerinde yeni denge arayışı sürüyor. Ukrayna-Kırım-Rusya temelli siyasi riskler ile Çin'in liberal sisteme kademeli olarak geçişi ile başlayan sancılar gelişen ülkelerde dalgalanma yaratabilir. Çin'deki yavaşlama özellikle metal fiyatlarını aşağı çekmeye devam edebilir. Çin'in yavaşlamasının asıl olumsuz etkilerini, ithalat yaptığı ülkeler yaşayacak. Bu gelişmelere dikkat edilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Dünya ticaretindeki son dönemde yaşanan en önemli gelişmelerden birisi de AB-ABD arasında serbest ticaret anlaşması oldu. 26 Mart'ta yapılan ABD ve AB Zirvesi'nin ardından ABD Başkanı Obama, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı'na son halini vermek için çabalarını hızlandırma konusunda uzlaştıklarını, aralarındaki tüm ikili ticaret tarifelerini kaldıracaklarını ve tarife dışı bariyerlerin de kolaylaştırılması için ek birçok önemli aldıklarını açıkladılar. Bu anlaşma ile her iki taraf için senelik ek 100 milyar dolarlık bir ticaret hacmi katkısı oluşacağını öngörüyorlar.

Dolayısıyla Türkiye'nin bu anlaşmanın içinde olması daha fazla önem kazandı. Bizim de bu süreçle birlikte ABD ile en kısa zamanda bir STA imzalamamız gerektiğine inanıyoruz. Biz bu konuda ayrıntılı bir etki analizi çalışması yaptık. AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşması ile aynı zamanda imzalanması beklenen ABD-Türkiye arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasının temel etkilerini analiz ettik. Bu stratejik ve kantitatif çalışmanın sonucunda böyle bir STA'nın ülkemizin dış ticaretine, ekonomik büyüme ve doğrudan yabancı yatırım girişine olumlu etkileri olacağına dair bulgulara ulaştık.

Diğer taraftan Avrupa Ekonomisindeki toparlanmanın sürdüğünü görüyoruz. Bu toparlama ihracatımıza olumlu yansıyor. Nitekim Ocak-Mart döneminde mal ihracatımızdaki artış oranı yüzde 5,8 iken Türkiye'nin AB'ye ihracatı ilk çeyrekte yüzde 11,3 arttı. Bu rakamlarla birlikte Türkiye'nin mal ihracatında AB'nin payı yüzde 45,4'e yükseldi. Bu oranının 2012 yılında yüzde 38'e kadar indiğini düşündüğümüzde AB'de yaşanan bu canlanmaların ihracatımız üzerindeki olumlu etkisi daha da net anlaşılıyor.

Bu artıştan en fazla ihracat yapan 2 sektörümüz olan otomotiv ve hazırgiyim sektörü çok olumlu etkileniyor. Yılın ilk çeyreğinde otomotiv sektörünün AB'ye ihracatı yüzde 12,9, hazır giyim sektörünün yüzde 9,7 ve kimyevi maddeler sektörünün yüzde 6,3 arttı. Hazırgiyim sektörümüz, tüm ihracatının yüzde 76'sını, otomotiv sektörümüz ise tüm ihracatının yüzde 73'ünü AB'ye yapıyor.”

 

Mart Ayı İhracat Verileri

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Mart ayı ve ilk çeyrek ihracat verilerini ise şu şekilde değerlendirdi:

"Türkiye'nin Mart ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,3 artışla 13 milyar 14 milyon dolara, ilk 3 aylık ihracatı ise yüzde 6,2 artarak 38 milyar 607 milyon dolara yükseldi. Birlik kaydından muaf ihraç kalemleri hariç, net mal ihracatının ilk 3 aydaki kümüle artış performansı yüzde 5,8 olarak gerçekleşti.

 

Mart ayında en fazla ihracatı, 2 milyar 127 milyon dolar ile otomotiv sektörü yaparken, hazır giyim ve konfeksiyon sektörü 1 milyar 604 milyon dolar ihracat ile ikinci sırada, kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü ise 1 milyar 468 milyon dolar ihracat ile üçüncü sırada yer aldı.

 

Mart ayında en fazla ihracat artışını yüzde 32,9 ile su ürünleri ve hayvansal mamulleri sektörü, yüzde 29,6 ile tütün sektörü ve yüzde 26 ile meyve sebze mamulleri yakaladı.

 

Mart ayında en fazla ihracat yapılan 3 ülke sırasıyla Almanya, Irak ve İngiltere oldu. Almanya'ya ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,4 artarken, Irak'a ihracatımız yüzde 7,2 ve İngiltere'ye ihracatımız yüzde 22,5 artış gösterdi.

 

Mart ayında ihracatımızın önemli oranda arttığı ülkelerin başında yüzde 148 artış ile Vietnam, yüzde 123 artış ile Norveç, yüzde 118 artış ile Kolombiya yer aldı. Mart ayında AB'ye ihracatımız yüzde 13,2 artarak 5 milyar 974 milyon dolara, Ortadoğu'ya ihracatımız yüzde 7,9 artarak 2 milyar 463 milyon dolara yükseldi.

 

En fazla ihracat yapan ilk 10 ilimiz arasında ihracat artışında lider ilimiz Sakarya oldu. Sakarya'nın ihracatı Mart ayında yüzde 56,4 arttı. Sakarya'yı yüzde 27,3 ihracat artışıyla Manisa ve yüzde 11,4 ihracat artışıyla Denizli takip etti.

 

İzmir'in ihracatı yüzde 6,8, Ankara'nın ihracatı yüzde 6, Gaziantep'in ihracatı yüzde 5,4 Bursa'nın ihracatı yüzde 2,5, İstanbul'un ihracatı yüzde 1,4 artış gösterdi. Kocaeli'nin ihracatı yüzde 2,4, Hatay'ın ihracatı ise yüzde 12,3 geriledi.”

 

 

PAYLAŞ