İnovasyona ilgi coşkuya dönüştü, Türkiye'nin geleceği için umut verdi

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin düzenlediği ve 3 gün süren Türkiye İnovasyon Haftası etkinliği katılımcıların yoğun ilgisiyle coşkuya dönüştü ve 7'den 70'e inovasyona ilgi duyan herkesi biraraya getirdi. Tüm konuşmacıların dolu salonlara seslendiği etkinlik ayrıca üniversitelere, sanayicilere, tasarımcılara, öğrencilere ve proje sahiplerine etkileşim ortamı da yarattı. 
Arçelik ve Türk Ekonomi Bankası'nın da stratejik ortaklığıyla İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası Kenan Işık'ın sunumu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasına, İnovasyon Haftası'nda emeği geçen Ekonomi Bakanlığı'na ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'ne teşekkür ederek başlayan Erdoğan, 3 gün boyunca yapılacak müzakereler, istişareler ve sunumların yanında, sergiler, ziyaretler, buluşmalar, projeler ve turnuvalar sayesinde İnovasyon konusunun etkili bir gündem maddesi olacağına inandığını söyledi. 
Konuşmasında Türk ekonomisinin geldiği noktayı değerlendiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin dünyadaki pek çok ülke gibi zengin petrol rezervleri, doğalgaz yatakları, altın madenleri ya da buna benzer tabii zenginlikleri olmadığına bu yüzden de daha çok çalışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. 
Bunun ilk etapta dezavantaj gibi göründüğüne dikkat çeken Erdoğan, uzun vadede kendi yağıyla kavrulan bir ülke olarak büyük bir potansiyel arz ettiğini söyledi ve sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Evet... Bizim yeterince petrolümüz, doğalgazımız, altın madenlerimiz olmasa da genç, dinamik, üretken, çalışkan, zeki bir iş gücümüz, insan kaynağımız var.''
Bu insan kaynağını doğru yönlendirmenin önemine değinen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusuyla dünyada çok avantajlı bir yerde durduğunu vurguladı.  ''Kuru kuruya'' genç nüfusa sahip olmanın yetmediğini de ifade eden Başbakan Erdoğan, ‘Ne iş olsa yaparım' diyen bir gençlik değil; dil bilen, meslek sahibi, ufuk sahibi, dünyayı farklı bakış açılarıyla gören ve dünyayı takip eden bir nesil yetiştirmenin gayreti içinde olduklarını söyledi. 
Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: ''Ekonomide gerçekleştirdiğimiz reformlar aynı şekilde bu genç nüfus kaynağımızın daha iyi değerlendirilmesini sağladı. Türkiye'yi dünyaya açarak, Türkiye'yi dünya ile buluşturarak aynı şekilde genç nüfusumuza bir vizyon kazandırdık. Araştırma geliştirmeye, İnovasyona yaptığımız yatırımlarla, bu alanı her zaman destekledik, destekliyoruz ve destekleyeceğiz. Tüm bu yatırımlarımız, tüm bu reformlarımız şu anda artık meyveleri olgunlaşmaya başlayan bir ağaca dönüştü. Şu anda, Türkiye'nin dört bir yanından, artık dünyaya örnek olacak, dünyada yankı bulacak, karşılık bulacak çalışmalara, buluşlara, projelere ilişkin haberler alıyor ve bunun memnuniyetini yaşıyoruz.''
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasının sonunda 2023'te Türkiye'nin dünyanın en iyi 10 ekonomisinden biri olacağını söyledi ve ekledi: "Başımız öne eğik bir millet değil, başı dik, mağrur ve muzaffer bir millet olmak zorundayız'' dedi.

Bakan Çağlayan kürsüde 


Daha sonra kürsüye gelen Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan Türkiye'de TİM'e üye olan 55 bin ihracatçının son birkaç yıldır sadece ihracat yapmakla, ekonomiyi büyütmekle ya da yeni pazar arayışlarıyla sınırları kalmadığını belirterek ihracatçının tüm bunlara ek olarak Ar-Ge ve yüksek teknolojiden daha fazla pay almak için kollarını sıvadığını ve bu gelişmelere öncülük ettiğini söyledi.
Zafer Çağlayan en güncel rakamlarla Türkiye'nin 2012 ihracat rakamının 151.5 milyar dolar olduğunu belirtirken bu rakamın Türkiye'nin ihracat yaptığı tüm ülkelerin yüzde 75'inin siyasi krizde olmasına rağmen yakalanabildiğinin de özellikle altını çizdi. 
Geçmişte Türk sanayisinin katma değere, ileri teknolojiye ihtiyacının olmadığına değinen Çağlayan, Türk Sanayisinin adeta sanal bir dönem yaşadığını söyledi. Bugün Ak Parti hükümetinin istikrarlı iktidarı sayesinde artık Türk sanayisinin atağa kalktığını kaydeden Çağlayan,  bu atakla birlikte Türkiye'nin dünyanın 16. büyük ekonomisi ve dünyanın ihracatı en hızlı gelişen 3. ülkesi konumuna geldiğini belirtti. 


Teşvik Yasaları Atağı Hızlandırıyor


Konuşmasının bir bölümünde Türkiye'deki teşvik sisteminin bu sene itibariyle ciddi bir değişim yaşadığının altını çizen Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, bu değişimle birlikte Türkiye'nin de bir makas değişimine girdiğini belirtti. Geçmişte yatırım yapmak isteyen herkese teşvikler sağlandığını söyleyen Çağlayan, bu sene çıkarılan Ar-Ge Teşvik Yasası ile yüksek teknolojiyi, yüksek katma değeri, inovasyonu olmazsa olmaz kabul eden ve ancak bunları yapanları teşvik eden bir sistem yarattıklarını belirtti.  
Çağlayan bu kapsamda da ilk etapta ithalatın önünü kesecek 15 milyar TL'lik teşviki hızla devreye sokacaklarının altını çizdi. 


"Tablo Mutluluk Verici”


Zafer Çağlayan TİM İnovasyon Haftası'nın ilk gününde açılış konuşmasını Türkiye'nin geldiği son durumun mutluluk verici olduğunu söylemesiyle tamamladı. Çağlayan: "Türkiye Avrupa'nın en çok başvuru yolladığı ilk 3 ülkesinden biri oldu. Yine 2010 yılında ülkemizin yaklaşık 31 bin tasarım başvurusu bulunurken 2011 yılında bu sayı aynı ihracatımızdaki artışta olduğu gibi yüzde 20 artarak 36 bin 578'e ulaşmıştır. Avrupa Birliği Uluslararası Tasarım Yarışmalarında en çok derece yapan ülkelerin sıralandığı top 100 en iyi tasarımcılar listesinde 2.sıraya yerleşmiştir. Ümit ediyoruz ki bu tasarımlar, bu projeler tozlu raflarda kalmayacak ve 2023 hedeflerini bu tarihten önce yakalayacaklar. Türkiye'nin geldiği bu noktayı mutlulukla izliyoruz.” diyerek konuşmasını tamamladı.


TİM Başkanı Büyükekşi'den 3 İnovatif Öneri 


Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, İnovasyon Haftası'nın açılış konuşmasında, 2023 vizyonunda yol haritası niteliğinde önerilerini katılımcılarla paylaştı. 


TİM İnovasyon Haftası'nın yaratıcısı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi zirvenin ilk gününde yaptığı açılış konuşmasına başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde pay sahibi olan herkese teşekkür ederek başladı. Organizasyonun gerçekleştirilmesinde büyük emeği olan TİM'e bağlı 55 bin ihracatçıya ayrıca teşekkürlerini sunan Büyükekşi, "Onların girişimci ruhu olmasaydı, bugün ihracat, Türkiye ekonomisinin bu kadar önemli bir parçası olmayacaktı.” diyerek katılımcılara Türk ihracatçılarının önemini hatırlattı. 


Kanatlarımız İnovasyon 


Mehmet Büyükekşi konuşmasının ilerleyen bölümlerinde inovasyonun ihracattaki önemine değinerek Türk ihracatçısı için ‘artık uçma vakti'nin geldiğini söyledi. Türk ihracatçısının kanatlarının inovasyon olduğunu söyleyen Büyükekşi artık herkesin inovasyonun önemini kavradığının altını çizdi. 
İnovasyon Haftası'nın bu bilincin en önemli göstergesi olduğuna dikkat çeken Büyükekşi 7 yıl önce bir konferans olarak başlayan bu organizasyonun ekonominin gündemindeki yerine göre 3 günlük büyük bir organizasyona dönüşmesinin önemini anlattı. 


Büyükekşi'den Yeni Öneriler 


Mehmet Büyükekşi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dinlediği açılış konuşmasında 2023 vizyonunda yol haritası olabilecek 3 yeni önerisini de katılımcılarla paylaştı. Büyükekşi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde toplumsal değerler zincirindeki değişimin devam etmesi gerektiğini söyledi. Zincirin tepesine yaratıcılığı, her düzeyde inovatif insan fikrini koymak gerektiğini belirten Büyükekşi, bu fikrin toplumu motive edeceğini ve her düzeyde yaratıcılığı teşvik edeceğini söyledi. 
Büyükekşi ikinci bir öneri olarak da Ulusal İnovasyon Stratejisi'nin oluşturulması ve bir devlet belgesi olarak ortaya konulması gerektiğini söyledi. TİM Başkanı Büyükekşi, tüm paydaşların katılımı ve katkıları ile 2023 inovasyon stratejisinin ivedilikle belirlenmesinin şart olduğunu sözlerine ekledi. 
Büyükekşi'nin üçüncü ve son önerisi ise kendisinin de konuşmasında belirttiği gibi oldukça değişik, enteresan ve kârlı bir öneri oldu. Gelişmiş ülkelerde tasarım ve ürün geliştirme faaliyetlerinin pahalı hale geldiğine dikkat çeken Büyükekşi, eğer İstanbul'u dünya ölçeğinde bir tasarım ve inovasyon cenneti olarak ilan edersek ve dünya ölçeğinde bu algıyı yönetirsek 2023 yılında dünya tasarım ve inovasyon pastasından büyük bir pay alabileceğimizi de sözlerine ekledi. Bunun İstanbul'u yalnızca maddi anlamda değil manevi anlamda da dünya başkentlerinden biri yapabileceğini belirtti. 


Ödül Töreni


Daha sonra gerçekleştirilen Ödül töreninde, Türkiye'nin En İnovatif Şirketi olarak Arçelik, Tasarım Yarışmalarına en çok katılım gösteren Mimar Sinan Üniversitesi, Ar-Ge Proje Pazarı organizasyonlarına en fazla proje gönderen Sakarya Üniversitesi inovasyon ödüllerine layık görüldüler. Öte yandan En İnovatif Otomotiv Proje Ödülü kazanan isim Murat Doğruel oldu. En İnovatif Proje Ar-Ge Ödülünü Alpay Taralp, En İnovatif Tasarım Proje Ödülü alan ise genç bir tasarımcı Emre Kuvvetli aldı. Ödüller Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sahiplerine takdim edildi.

 

İnovasyon Dolu Bir Gün

TİM İnovasyon Haftası'nın ilk gününde yerli ve yabancı pek çok konuşmacı katılımcılara inovasyon dolu bir gün yaşattı.

1

Birbirini besleyen iki kavram: Teknoloji ve İnovasyon

Etkinliğin ilk paneli olan ve açılış konuşmasını Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı ve Arçelik A.Ş Genel Müdürü Levent Çakıroğlu'nun yaptığı, Teknoloji ve İnovasyon konulu panelde de birbirini besleyen inovasyon-teknoloji iki kavramlarının üzerinde duruldu. Panelin moderatörü Fortune Türkiye Teknoloji Editörü Kerem Özdemir ise Türkiye'nin 100'üncü yılı 2023'te ortaya konulan 500 milyar dolarlık ihracat hedefinde inovasyonun öneminin altını çizerken, Microsoft Vizyon Direktörü Anton Oğuzhan Andrews ise teknoloji kullanımının kazandığı ivmeye değindi. Panelin sonunda konuşan Boeing Dreamliner/Teague Araştırma ve Strateji Direktörü Heide Mcbride de Boeing'in 787 modelinin inovasyon hikâyesini katılımcılarla paylaştı.

2

Teknolojiyi İşe Dönüştürmek- Laboratuvardan Nakit Akışına: Fikirler nakde nasıl dönüşür?

‘Teknolojiyi İşe Dönüştürmek-Laboratuardan Nakit Akışına' başlıklı günün ikinci panelinde ise açılış konuşmasını yapan Türk Ekonomi Bankası Genel Müdürü Varol Civil, günümüzdeki tüm şirketlerin hızlı büyüdüklerini, şirketler tarafından inovasyon ve yeniliğe yatırım yapıldığının gözlendiğini açıkladı. Fikirlerin ve inovatif yaklaşımların ticari değere dönüşmesinin önemine vurgu yapan bir diğer önemli konuşmacı Hexagon Yönetim Kurulu Başkanı Jan Nahum da sunumunda inovasyondan ekonomik değer yaratmanın altını çizdi ve bunun için de faaliyet zincirinin oluşması gerektiğini açıkladı. Nahum, başarıya ulaşmak için çok fazla fikir ortaya çıkıp birinin başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtirken, "Belki 5 bin fikir ortaya çıkacak ama 4 bin 999'u değil de sadece biri hayat bulabilecek” dedi. Panelin son konuşmacısı İnovasyon ve Girişimcilikte ABD ulusal Danışmanlık Konseyi Üyesi Kenneth Morse, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ‘Türkiye'nin ilk 10 ekonomiden biri' olması cümlesine atıfta bulunarak, Türkiye'nin böyle bir hedefinin olmasının doğru bir hedef olduğunu kaydetti ve değer zincirinde yukarıya çıkmanın öneminin altını çizdi.

3

Ar-Ge ve İnovasyon: Rekabetin reçetesi Ar-Ge'de gizli

Günün son panelinde de şirketlere rekabette avantaj sağlayacak ‘Ar-Ge ve İnovasyon' konusu irdelendi. TÜBİTAK Başkanı Yücel Altunbaşak, dünyada Ar-Ge'ye ayırdığı kaynaklar açısından Türkiye'nin en hızlı artış gösteren ikinci ülke olduğunu açıkladı. Arçelik A.Ş Genel Müdür Yardımcısı İsmail Hakkı Sağır ise; ürün ve hizmetlerde kalitenin önemini vurguladı. Sun Holding Ar-Ge Müdürü Birkan Yurdakul değer yaratmanın farklılaşmada önemini vurguladı. Son dönemlerin öne çıkan savunma sanayi alanında faaliyet gösteren Roketsan'ın Sistem Tasarım Müdürü Barlas Ortaç da Ar-Ge ve inovasyon konusunda yaptıkları stratejik planlama konusuna açıklık getirdi. Yenilikçi adımların kritik yer tuttuğu ilaç sektörü anlamında önemli bilgiler veren Abdi İbrahim Ar-Ge Müdürü Ferhat Farsi ise Türkiye'nin ilaç endüstrisinin cirosunun önemli kısmını araştırma geliştirme faaliyetlerine ayırdığını ifade etti. Ford Genel Müdür Yardımcısı Ernur Mutlu, Türkiye'nin yenilik yaratma ve çalışkan olmak konusunda iyi durumda olduğunu ifade etti. Panelin son konuşmacısı Durmazlar Makine Ar-Ge Müdürü Ramazan Kelebek de sektörde öne çıkmak için yenilikçi yaklaşımların önemine değindi.

İkinci günün konuğu Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz/ İnovasyon'a katkı onur ödülü Arman Kırım'a


Etkinliğin ikinci gününde "inovasyona katkı ödülleri" verilirken törende konuşan Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin iddialı hedefleri olan bir ülke olduğunu belirterek, bilgiye ve insana dayanan bilgi ve insan tabanlı bir ekonomi inşaa etmek durumunda olunması gerektiğini kaydetti.

Geçen 10 yılda Türkiye ekonomisinin önemli mesafeler katettiğini, 230 milyar dolarlık bir ekonomiden 774 milyar dolarlık bir ekonomiye ulaştıp kişi başı gelirini de 3 kat arttığını dile getiren Yılmaz, Ar-Ge harcamalarının arttığını, 2002 yılında milli gelirin yüzde 0,53 düzeyinde olan Ar-Ge harcamalarının geçen yıl itibariyle yüzde 0,86'ya yükseldiğini ve kritik eşik olan yüzde 1'e yaklaşmış durumda olduğunu anlattı.

Bu haliyle bile Türkiye'nin Ar-Ge'ye, yeniliğe yaptığı yatırımın AB üyesi en az 7-8 ülkeden bile daha yüksek olduğunu dile getiren Yılmaz, "Ama bunlar yeterli değil. Türkiye'nin iddialı hedefleri var. 2023 yılında 2 trilyon doları aşan bir milli gelir öngörüyoruz. 500 milyar dolar ihracat öngörüyoruz. 25 bin dolar kişi başı gelir öngörüyoruz. Yurtiçi hasılamızın yüzde 3'üne ulaşan bir Ar-Ge harcamasını öngörüyoruz. Bütün bunları yapabilmemiz için yoğun bir çaba sarf etmemiz gerekiyor" dedi.

Yenilik kültürünün, yenilik faaliyetlerinin son derece önemli olduğuna dikkati çeken Yılmaz, yeniliğin sadece bireylerin çabalarıyle gerçekleşebilecek bir şey olmadığını, daha üst ölçekte bir farkındalık oluşturmak gerektiğini vurgulayarak, devletin, kamunun politikalarından medyanın bakışına, sivil toplumun bu işe yaklaşımından anne babaların çocuklara verdikleri mesajlara kadar çok geniş bir yelpazede yenilik kültürünün düşünülmesi gerektiğini bildirdi.

Eğitim sisteminden iş yapma biçimine kadar yenilik kültüründeki farkındalığı oluşturulmazsa bu yoğun rekabette arzu edilen yere gelinemeyeceğini anlatan Yılmaz, şunları aktardı:
"Ama Türkiye doğru yolda. Bu etkinlikte bunun güzel bir örneği. Bugün dünya da güç merkezlerinin, üretim merkezlerinin değiştiğini görüyoruz. Artık yenilik teknolojik dediğimizde üç beş ülkeden bahsetmiyoruz. Dünyanın her tarafında bu kültürün güçlendiğini özellikle de Çin gibi Hindistan gibi ülkelerin hem üretim açısından hem de teknoloji açısından çalışmalar içerisinde olduğunu görüyoruz. Şimdi artık tüm dünyaya bakmamız lazım."
Ciddi bir küresel kriz ortamında olunduğunun unutulmaması gerektiğini ifade eden Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Yenilik çabalarımızı şekillendirirken içinde bulunduğumuz ortamı değerlendirmek durumundayız. Kriz ortamında tüketici kalıplarının değişmekte olduğunun farkında olmalıyız. Tüketimden tatmin olma arayışında olan bir kitleden ziyade giderek ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanan ihtiyaç odaklı tüketen bir yapıya doğru gidiyoruz. Küresel eğilimleri düşünmeden ülkenin yenilik politikalarını tam olarak şekillendiremeyiz. Bugün 7 milyar olan dünya nüfusu 2030'larda 9 milyara yükselecek. Dünyada daha çok enerji tüketilecek, daha çok su, gıda tüketilecek. Bunların getirdiği baskı altında çok daha farklı fikirler, projeler üretmek durumunda kalacağız. Küresel krizi ve küresel ısınmayı dikkate almak zorundayız. Çevre boyutunu, sürdürülebilirlik boyutunu dikkate almak durumundayız. Dolayısıyla talep odaklı bakmak, dünyanın nereye gittiğine bakmak, tüketicinin nereye gittiğine bakmak yenilik açısından çok önemli. Yenilik dediğimiz şey bir fanusta gerçekleşmiyor. İçinde bulunduğumuz şartları çok iyi analiz etmek durumundayız."
Türkiye'nin son yıllarda Ar-Ge'ye, yeniliğe önemli yatırımlar yaptığını söyleyen Yılmaz, 0,53'ten 0,86'ya ulaşılmasının da yeterli olmadığını, yüzde 0,86'nın tamamının kamu harcamaları ile yapılmış olsa bile önemli olmadığını, asıl önemli olanın Ar-Ge harcamalarının en az 3'te 2'sinin özel sektör tarafından yapılması olduğunu belirtti.
Yılmaz, şöyle devam etti:
"Sadece kamu olarak bırakın 0,86'yı yurtiçi hasılamızın yüzde 5'ini de Ar-Ge'ye harcasak bunu ekonomik sosyal faydaya dönüştüremeyiz. Ar-Ge harcamalarını katma değere, ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürecek olan özel sektörün bu işe girmesi... Bu anlamda da Türkiye'de de önemli gelişmeler görüyoruz. 2003 yılında özel sektörün Ar-Ge harcamalarındaki payı sadece yüzde 23,2 iken bu oran 2011 yılında yüzde 43,2'ye yükselmiş durumda. Bu gerçekten Türkiye'nin doğru yolda olduğunu gösteren çok önemli bir gelişme. Ar-Ge personelinin 2003 yılında yüzde 20,5'i özel sektörde istihdam edilirken 2011 yılında bu oran yüzde 48,9'a yükselmiştir.
Bu geleceğimiz adına takdir edilmesi gereken bir durum. Küresel kriz şartlarında bir çok ülke Ar-Ge harcamalarını kısarken, sosyal harcamalarını kısarken Türkiye bunu yapmadı. Yatırım programında 2002 yılında Ar-Ge'ye ayırdığımız kaynak sadece 114 milyon lira düzeyinde iken 2012 yılında ise bunu 1,8 milyar liraya çıkarmışız. Bu yüzdelik artışlarla ifade edilecek bir rakam değil. Sadece bakanlığımızın verdiği ödeneklerle 2002 yılından bu yana toplam 160 araştırma merkezi projesi desteklenmiştir. Bunlar arasında nanoteknoloji, biyoteknoloji merkezleri gibi ileri teknoloji alanlarında araştırma kapasitesi oluşturmayı hedefleyen merkezler var."

Bakan Yılmaz inovasyon katkı ödüllerini de takdim etti

İnovasyona katkı onur ödülü Prof Dr Arman Kırım'ın eşi Yudum Kırım'a verildi.
İnovasyona katkı yapan basın ödüllerini ise Sabah gazetesinden Şeref Oğuz, Zaman gazetesinden Günseli Özen Ocakoğlu, Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar ve Dünya gazetesinden Rüştü Bozkurt aldı.

İlgili Fotoğraflar

Bu sayfa 9 Aralık 2012 Pazar tarihinde yayınlanmıştır.
PAYLAŞ