Peki, Çin'de nasıl yatırım yapıyorlar?

Son haftalarda neler yaşadık neler? 2016 her bakımdan zorlu oldu desek yanlış olmaz. Kurların yükselmesinden Başkanlık Sistemi tartışmalarına, sınır ötesi operasyonlardan Meclis'e sunulan garip önergelere kadar değişik tecrübeler yaşadık. Mesela, "Dolar satmamak için sebep yok, neden satmıyorsunuz" tarzında açıklamaların yetkili ağızlar tarafından sarf edildiğini gördük. "Neden alıyorsunuz?" diye çıkışmak bir derece kabul edilebilir ama "neden satmıyorsunuz?" demek pek mantıklı değil. Uzaktan bakanlar çaresizlikten sarf edildiğini sanabilir.

Başka ne oldu? Dünyada yeni ittifak arayışları devam ederken, Türkiye de arayışa girdi. NATO'ya dahil olan en kuvvetli ülkelerin bile "acaba ne kadar gerekli" diye yüksek sesle sorduğu bir dönemde, Türkiye'nin Şangay 5'lisine dahil olup olmayacağının tartışılması anormal değil. Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana Türkiye'nin yönü her zaman Batı olmuştur. Ancak gelinen noktada Batı, Türkiye'nin bu çabasına karşı çoğunlukla basiretsiz bir tutum sergilemiştir. Dolayısıyla Türkiye'nin kendini yalnız hissettiği bir dönemde pozisyonunu gözden geçirmesini doğal karşılamak gerekir. Yine de Türkiye'nin diplomatik değil, ulusal siyaset açısından yaptığı hataların da Batı'ya koz verdiğini görmezden gelemeyiz. Kanunların çağdaş olmaktan uzak hali, çocuk ve kadınlara uygulanan her türlü şiddet, sanat-spor-bilim alanlarında uygulanan standartlar çeşitli dönemlerde Türkiye'yi Batı'dan koparma noktasına getirmiştir.

Aslında Türk para ve sermaye piyasalardaki sert dalgalanmalar sadece Trump sonrası muammadan değil, Türkiye'nin hangi modelle yola devam etmek istediğinin anlaşılamamasından da kaynaklanmakta. Türkiye referans noktasını belirleyene kadar, piyasalarda istikrar beklemek hayalperestlik olur.

Daha neler neler oldu? Dolar/TL'de yükseliş ve faiz gündeme geldi. Aslında Dolar/TL'nin yükselişi ülkeden para kaçtığı için değil para girmediği için gerçekleşiyor. Türkiye'ye para girişinin olması için iyi bir ticaret ve iş ortamı yaratmaktan başka çare yok. Sürekli vergilerin arttığı, ithalata engellerin çıkarıldığı, üretmenin zor olduğu, eğitimin ve eleman yetersizliğinin yaşandığı, politik belirsizliklerin olduğu, terör tehdidi yaşayan, sınır ötesi askeri operasyon yapan ve sürekli yüksek sesle hatta bağırarak konuşulan bir ülkeye yatırımcı gelmesi zor. Meclis'inde sadece 21. yüzyılda değil hiçbir yüzyılda tartışılmaması gereken konular tartışılıyor ve uluslararası konumlandırma ile işbirliği açısından "ben nereye dahil olsam" diyorsa, şartlar daha da ağırlaşıyor elbette.

Tabii "Çin bizden iyi mi ki oraya yatırım gidiyor?" diyenler var. Çin kendisini canı istediği zaman Avrupalı istediği zaman Asyalı göstermiyor. Çin Asyalılar gibi üretmek üzerine kurgulanmış bir sistemde yola devam ediyor. Türkiye gibi tüketim ve kamu harcaması ile büyümüyor. Hiçbir zaman Çinli olarak uyanmak istemem ama Türkiye'nin de üretmek üzerine kurgulanmış bir ekonomisi olmadığını kabul etmek gerekiyor. Dolayısıyla, Ekonomi Kurmayları ne karar verirse versin Dolar/TL'nin yükselişi geçici olarak durabilir. Kurların yükselmesinin arkasında Türkiye'nin konumlandırma sıkıntıları olduğu ve uygulanan ekonomik modelin çarpıklığı olduğu anlaşılmadıkça, faizlerle ve diğer enstrümanlarla sonsuza dek oynansa bile, ahenkli bir müzik parçası çıkarmak mümkün olmayacak.

 

SPOT: Çin Asyalılar gibi üretmek üzerine kurgulanmış bir sistemde yola devam ediyor. Türkiye gibi tüketim ve kamu harcaması ile büyümüyor. Hiçbir zaman Çinli olarak uyanmak istemem ama Türkiye'nin de üretmek üzerine kurgulanmış bir ekonomisi olmadığını kabul etmek gerekiyor.

 

 

 

 

 

CANLI DESTEK