“Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hislerimize tercüman oldu”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın Gümrük Birliği üzerine yaptığı açıklamaların ihracatçıların hislerine tercüman olduğunu belirterek, "Biz, ihracatçılar olarak bu konuyu yıllardır dile getiriyoruz. Bu yüzden Sayın Bakanımızın açıklamalarını destekliyoruz.” dedi.

Gümrük Birliği anlaşmasının, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları nedeniyle Türkiye'nin aleyhine işlediğini belirten TİM Başkanı Büyükekşi, bu adaletsiz durumun bir an once giderilmesi gerektiğini bildirdi.

TİM Başkanı Büyükekşi konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şöyle dedi:

"Biz ihracatçılar olarak, Sayın Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan'ın Gümrük Birliği konusunda dile getirdiği sıkıntıları yıllardır yoğun bir şekilde yaşıyoruz. Haksız rekabete neden olan ve Türkiye'nin ithalatını körükleyen bu durum nedeniyle, yerli sanayimiz güç durumda kalırken, Türkiye adeta bir ithalat cennetine dönüşüyor. Cari açığımız artarken, dış ticaret açığımız yüksek seviyelere ulaşıyor. Haksız rekabete neden olan bu durum, ülkemizin ekonomik kırılganlığını arttırıyor.

Bakanımız Sayın Çağlayan, Gümrük Birliği'nin Türkiye ekonomisine yaşattığı sıkıntıları dile getirerek adeta 55 bin ihracatçımızın hislerine tercüman olmuştur. Zaten Türkiye'nin Gümrük birliği ile ilgili olarak yaşadığı sıkıntıları biz yıllardır dile getiriyoruz. Buradaki en büyük problem, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne AB üyesi olmadan giren tek ülke olmasından kaynaklanıyor. Bu yüzden Türkiye, AB'nin, üye olmayan ülkelerle imzaladığı tüm STA'ları, herhangi bir müzakere sürecine girmeden kabul etmek durumunda kalıyor.

1 Ocak 1996'dan yürürlüğe giren Gümrük Birliği'ne başlarken yapılan yanlışı şimdi düzeltmemiz gerekiyor. Çünkü AB, bir ülkeyle STA imzalarken tamamen kendi dinamiklerine göre hareket ediyor. Türkiye'nin bu süreçte hiç bir söz hakkı bulunmuyor. Bu yüzden AB ile STA imzalayan herhangi bir ülke aynı koşullarla Türkiye'ye de mal satabilirken, Türkiye bu ülkelerle ayrı ayrı STA imzalamak zorunda kalıyor. Ancak AB ile çok uygun şartlarla STA imzalayan ülkeler, Türkiye ile tekrar bir STA imzalamak istemiyorlar. Bu durum ihracatımızı sekteye uğratırken, dış ticaretimizi olumsuz yönde etkiliyor.

Güney Afrika, Cezayir ve Güney Kore gibi ülkeler ile yaptığımız dış ticarette durum iyice aleyhimize dönüyor. Yani AB tek taraflı taviz tanıdığı Afrika, Karayip ve Pasifik ülkeleri gibi ülkelerle STA imzalayarak durumu dengelerken, Türkiye ise bu ülkelerle eş zamanlı olarak anlaşma imzalayamıyor. Daha doğrusu bu ülkeler Türkiye ile ticeretlerinde büyük bir avantaj sağladıkları için, Türkiye ile STA imzalamaya yanaşmıyorlar. Yani Türkiye, AB'nin sahip olduğu avantajlardan yararlanamadığı gibi, AB'nin Gümrük Tarife Sistemi rejimine uyum nedeniyle, bu ülkelere tek taraflı taviz vermek zorunda kalıyor.

Yaşadığımız haksız rekabeti, TİM olarak bu konuda yaptığımız bir araştırma daha net ortaya koyuyor. Türkiye ile Mısır arasındaki ticari verileri incelediğimizde; Mısır ile olan dış ticaret hacmimizin STA imzalandıktan sonra sürekli arttığını gördük. STA'nın yürürlüğe girdiği 2008 yılından 2012 yılına kadar Mısır'a ihracatımız yüzde 45, Mısır'dan ithalatımız yüzde 76, dış ticaret hacmimiz yüzde 64 arttığını gözlemledik. Diğer taraftan STA imzalamak üzere müzakere girişiminde bulunduğumuz Meksika, Güney Afrika ve Cezayir; AB ile STA imzaladıktan sonra ticaret hacimlerini hızlı bir şekilde yükselttiler. Meksika, AB ile STA imzaladıktan sonra AB'nin toplam ithalatından aldığı payı yüzde 14, AB'ye ihracatını da yüzde 239 artırdı.

Bir diğer sıkıntı da Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) uygulamasıdır. OGT uygulaması yüzünden büyük dış ticaret açığı veriyoruz. Örneğin Çin'den ithalatımız hızla artıyor. Çin bizim ihracatımıza yüzde 30-40 vergi uygularken biz Çin'den ithalatımızda AB'nin belirlediği yüzde 3-4 vergiyi uygulamak zorunda kalıyoruz.

Diğer yandan yaşadığımız bir başka sorun da vize konusudur. Türkiye'nin ihraç ettiği mallar ve hizmetler AB'de rahat bir şekilde dolaşırken, bu malı ihraç eden girişimcimiz, bu malı üreten mühendisimiz, bu malın servisini verecek olan teknisyenimiz vize yüzünden AB'ye girmekte büyük sıkıntı çekmektedir. Diğer taraftan ülkemizin mallarına uygulanan kotalar da diğer önemli bir problemdir. Dolayısıyla Türkiye, Gümrük Birliği konusunda her geçen gün daha sıkıntılı bir konuma doğru itilmektedir.

Bu sorunun çözülmesi için gerekli tüm opsiyonların masaya yatırılmasını ve bu konuda Türkiye'nin yıllardır uğradığı haksızlıkların ve mağduriyetlerinin en kısa zamanda giderilmesini sağlayacak önlemlerin alınmasını olarak talep ediyoruz. Biz, devletimizin ve bakanlığımızın Türkiye'nin ekonomisine ve ihracatına en uygun çözümü müzakere edeceklerine inanıyoruz.”

CANLI DESTEK